Tarımda artık akıllı olmak şart (1) – Topraksız tarım mümkün (mü?)

371

Dünyada ve ülkemizde nüfus sürekli artıyor. Buna karşın tarım alanları giderek daralıyor. Bu nedeniyle sağlıklı ve taze ürünlere ulaşma imkanı her geçen gün daha da zorlaşıyor. Özellikle büyük metropollerde sağlıklı ve taze gıdaya ulaşmak neredeyse imkansız hale geliyor.

Vatandaşlara hem sağlıklı hem de taze gıda ulaştırabilmenin bir çok zorlukları var. En başta sağlıklı tarım ürünleri metropollerden uzakta yetiştirilebiliyor. Bu da nakliye maliyetlerini fiyatın üzerine koyunca ürünler fahiş fiyatlara çıkıyor. Aradaki “ARACILAR”ı hiç saymıyorum bile. Hani tarım ürünlerinin tarlada 1 lira, pazarda 20 lira olmasına neden olan “ARACILAR”.

E peki ne yapabilir diye soracaksınız haklı olarak. “AKILLI TARIM”a yatırım yapacağız. Artık tarımda “AKILLI” olmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Akıllı tarım; tarım ve teknolojiyi bir araya getirmek demek. Topraksız tarım, damla ve püskürtme sulama yöntemleri, ilaçsız tarım, doğal organik gübreleme bunlara örnek olarak verilebilir.

Topraksız Tarım

Ben burada topraksız tarım konusuna biraz değinmek istiyorum. Topraksız tarım, insanoğlunun 12 bin yıldır tarım konusunda bildiği herşeyi altüst eden bir uygulama. Bu istemin en büyük özelliği toprağa ihtiyaç duymadan, tamamen atıl halde olan alanları da değerlendirebiliyor olması. Yani bir depo ya da atıl bir prefabrik konut veya fabrikada tarım yapılmasını mümkün hale getiriyor.

Bu uygulama sayesinde geleneksel tarıma göre yüzde 95 daha az su kullanarak, yüzde 70 daha fazla mahsul üretilebiliyor. Ayrıca daha hızlı hasat döngüsü ile de hem zamandan tasarruf sağlanıyor hem de aynı döneme göre kazanç katlanıyor. Topraksız tarımda ekilen fide sağlıklı ve doğru bir şekilde yetiştirilirse, fidenin ekildiği günden itibaren 70 gün gibi bir süre sonra, ekilen domatesler toplanacak olgunluğa erişiyor.

Hijyenik ve daha lezzetli ürünler yetiştirme imkânının dışında, gübreleme, ilaçlama, aşırı sulama gibi faktörlere gerek duyulmayan topraksız tarımda, başta geleneksel sebzeler olmak üzere hassas tıbbi bitkiler ve yumru kök içermeyen yeşillikler daha sağlıklı yetiştirilebiliyor ve hastalık seviyesi minimum düzeylere indiriliyor.

Topraksız tarımın bir çeşidi olan hareketli su kültürü ile yapılan yöntemde, bir tohumdan 16 bin tane domates, bir dönümden 80 bin ton ürün alınıyor.

Topraksız tarımın dezavantajları da var

Tabi bu tip sistemlerin avantajları olduğu gibi dezavantajları da bulunmaktadır. Birincisi topraksız tarımda her türlü ürün yetişmiyor. Bunun nedeni bitkiyi dik tutmak. Buna ihtiyacı olmayan ürünler için sorun yok.

Bir diğer dezavantaj ise topraksız tarımla üretilen ürünlerin maliyetinin yüksek olması ve bu maliyetin fiyata paralel oranda yansıması. Yani, topraksız tarımla 1 liraya mal edilen bir domatesin pazar tezgâhındaki fiyatı ortalama 3,5 lirayı buluyor. Türkiye’deki sıradan bir tüketicinin alım gücünün çok üstünde olan bu ürünlerin Avrupa’da alıcısı çok. Bu ülkeler, topraksız tarım yapmak için Türkiye’den toprak satın almaya başladı bile. Yatırımcılar, çorak ve değersiz arazileri satın alıyorlar. Topraksız tarımda yatırım maliyeti metrekare bazında ortalama 60 Euro olarak hesaplanıyor.

Türkiye’nin toprak verimliliğinin yapılan araştırmalara göre son 10 yılda yüzde 23 azaldığı belirtiliyor. Tarım alanında yeni gelişmeye başlayan topraksız tarım ise bugünün ve geleceğin yatırım alanı olarak yerini şimdiden üst sıralara taşımaya başladı. Topraksız tarım, diğer adıyla “hidroponik yetiştiricilik”, dünyada 40 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştı. Topraksız tarımın en yoğun olarak kullanıldığı ülkelerin başında Hollanda ve Belçika geliyor. Bu iki ülkenin seralarının toplam yüzde 95’inde topraksız tarım yapılıyor.

Ülkemizde tarıma elverişsiz alanlar yeteri kadar değerlendirilebilirse tarımda istenen düzeye gelebilmek için önemli ve büyük bir adım atılmış olacaktır. Tarım demek; yiyecek demek, vatandaşlar için ucuz ve sağlıklı gıda demek. Karnı doyan, sağlıklı bir ülke geleceğe daha ümit dolu bakar ve kafası daha iyi çalışır.

Hikmet Metin – 15/05/2019 Kırklareli