Trakya Toprakları Cennettir

302

Hey ! sen, kömür kalpli beyaz adam.

Kapitalist Emperyalizmin DOĞA TETİKÇİSİ.

Eline verilen bir yetki belgesi ile Trakya topraklarında kömür santralı kurmak için bölgemize gelen davetsiz misafir. Töremiz gereği misafir başımızın tacıdır. En iyi ve saygılı şekilde ağırlar, evimizin en güzel köşesini ona açarız. Evlerimizde günlük hayatta kullanmadığımız, fakat her an bir Tanrı misafiri gelecek diye temiz ve kullanıma hazır tuttuğumuz misafir odamız bunun için vardır. Ama misafir de mişafirliğini bilmek zorundadır. Seni şimdilik misafir olarak kabul ediyoruz ve konu hakkında bilgilendirmek istiyoruz. Üç kuruşluk dünyevi çıkar için, nasıl büyük zararlara ve sorunlara yol açacağını bil ve ona göre safını belirle. Misafirimiz isen saygıyla geldiğin gibi saygıyla gidersin. Ama kavga istiyorsan eğer, ona da varız bilesin.

İNECE, 19 TEMMUZ 2018

Kırklareli İnece Beldemizde kurulmak istenen, Ulukonak, Dokuzhöyük, Ürünlü köylerimizin ekili alanlarını doğrudan, ancak uzun vadede Tüm Trakya’yı olumsuz olarak etkileyecek olan ve büyük çevre sorunlarına yol açacak olan kömüre dayalı termik santralin bilgilendirme toplantısı olarak İnece beldemize gittik. İnece Beldesi düğün salonunda yapılan toplantıya yoğun bir ilgi vardı. Kırklareli Kent Konseyi, Trakya Platformu ve yerel dernekler ve tüm sivil toplum örgütleri temsilcileri orada idi. Konuşmacılarda bilimsel, sağlık ve hukuki yönleri ile konuyu somut örneklerle inceleyen sunumlarında katılanları bilgilendirdiler.

Kırklareli CHP Milletvekili Vecdi Gündoğdu, Kaynarca Belediye Başkanı Serdar Türker, Tema Gönüllüsü ve Çevre olaylarının savunucusu Hakan Dedeoğlu, Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Göksel Çidem ve çok sayıda sivil toplum örgüt temsilcisinin hazır bulunduğu toplantıya İnece Belediye Başkanı Şahabettin Vardar ev sahipliği yaptı.


Sunulan bilimsel, sağlık ve hukuki bilgileri dinledikten sonra orada bulunuyor ise yüklenici firmanın, bizce şimdilik misafirin temsilcileri durup düşünmeli ve bu işten vazgeçmelidir. Yoksa misafirlik sona erecek bilgileri olsun. Ama biz yine de belki bilmiyorlardır diye bilimsel verileri onlara da iletelim.

1- Prof.Dr. FARUK YORULMAZ ( Trakya Platformu Bilim Kurulu Üyesi)

Bilgilendirme toplantısının Düğün Salonunda yapılması ilginç bir tesadüf olsa gerek, Faruk Hoca’da konuya gelin gibi güzel bir genç kadın resmi işle başladı. İlk anda ne alaka dersiniz sizde bizim gibi ama konu bundan daha çarpıcı özetlenemezdi. Karşıdan bakınca çok güzel bir kadın görünümü olsa da, resmin sahibi bir erkek. İşte böyle bir olay ile karşılaşıyoruz. Kömür santrallerini süsleyip zararsız ve ekonomiye faydalı gibi gösteriyorlar ama, altından ne çıkıyor???

Faruk Hoca’nın Kuranı Kerimde aldığı Cennet tarifini, bugüne ve zamana uygularsak eğer Trakya toprakları Tanrının bize bahşettiği Cennet’in Dünya’da yaşayan halidir. İnsan hiç Cennet’e kıyar mı; Cennet’i kirletir, ağaçlarını, topraklarını talan eder mi?

Bu tür termik santrallerin Dünya’ ve Türkiye’de yapılmış birçok örneği var. Dünya ve Avrupa bu santralleri doğa katili diye söküp atıyor ve doğayı yeniden eski haline getirmek için milyonlar ve yıllar harcıyor. Biz ise hala yenilerini kurmak için uğraşıyoruz.

Santralin çalışması için ihtiyacı olan soğutma ve kullanma sularının yeraltı kaynaklarını nasıl tükettiği, enerji yakıtı olarak kullanılan kömürün toz ve cüruflarının çevreye nasıl onarılmaz zararlar verdiği somut deliller ile açıklanmasına rağmen, ısrarın nedeni, ne olsa gerek. Trakya topraklarını kısa vadeli çıkarlar için uzun vadede Cehenneme çevirmenin nasıl bir ulusal çıkarı var? Üstüne üstlük Enerji Bakanlığının açıkladığı 2017 verilerine göre her türlü israf ve kaçağa rağmen Türkiye’nin enerji üretim fazlası var.

Bu tür geri teknolojilerin ileride sebep olduğu Doğa Felaketleri Tanrı’nın takdiri ve kader değil, insanoğlunun ihmali, bencilce çıkarlarını gözetmesi ve en önemlisi tehlikenin boyutlarının küçümsenerek, tıpkı ilk resimde gösterilen güzel bayan-erkek resmi gibi gerçekler gizlenip süslenerek bize sunulmasıdır.

Bu konuda Dünyanın en zeki adamı kabul edilen Stephen Hawking şöyle seslenmiş biz kadercilere:

Bizlerde bu zeki adamı dinleyelim ve sağa ve sola bakıp yola çıkalım. Kaderimizin belirlenmesi bir başka olaya kalsın.
Faruk Hoca sözlerini şöyle tamamlıyor.” YAŞADIĞIN YERİ CENNET YAPMADIĞIN SÜRECE, KAÇTIĞIN HER YER CEHENNEMDİR”.
2-Prof.Dr.Muzaffer Eskiocak –Halk Sağlığı Uzmanı
“Trakya Paltformu Sağlık Kurulun Üyesi”


Kurulmak istenen kömür santralının sağlık yönünden sakıncalarını ve ileride sağlığımız üzerinde yapacağı etkileri Halk Sağlığı Uzmanı Prof.Dr. Muzaffer Eskiocak açıkladı. Trakya İllerinde görülen ve hala Çernobil’in etkilerinin yaşandığı kanser olayları ve kanserden ölümler Trakya’nın en önemli sorunlarından biridir. Böyle bir santral ile yaşanacak çevre felaketleri öncelikler sağlık sorunlarımızı yaşanmaz boyutlara taşıyacaktır.

Türkiye’nin de imzalamış olduğu 1986 yılında yürürlüğe giren Ottowa sözleşmesine göre “yapılacak olan sanayi tesisleri insan sağlığını etkileyici boyutlarda olamaz. Bu tür tesislerin yapılmasına ve işletilmesine izin verilemez. İnsan sağlığı her türlü maddi çıkarın üzerinde olmalı.” Bu tür Uluslararası sözleşmeler ve atılan imzalar Ulusların bağlayıcılığı sağlar ve verilen sözlerin, atılan imzaların yerine getirilmesi o ülkenin Ulusal onurudur. Peki biz şimdi Ulusal onurumuzu ayaklara altına alacak olan bu tür işlemleri nasıl evet deriz? Biz çevremizin korunması için olduğu kadar ulusal onurumuzun korunması için de mücadele veren onurlu insanlarız. Olayın başka boyutlara çekilmemesi gerekir.

Prof.Dr.Muzaffer Eskiocak’ın sunmuş olduğu verilere göre bu tür çevre felaketlerinin sebep olduğu sağlık sorunlarının faturası 3,5 milyar dolar gibi inanılmaz bir rakama sebep olmaktadır. Halbuki sağladığı faydaya bakarsanız “deve de kulak”.

Yola çıkmadan önce yinen önce sağa, sonra sola bakmakta fayda var.
3- Av.Gülsen Turhan
Trakya Platformu Hukuk Kurulu Üyesi

Av.Gülsen Hanım “ Devlet ne zaman bir iş yapsa ve yaptırsa, ortada rant ve hukuksuzluk varsa biz hepimiz Mustafa Kemaliz. Lütfen safları sıklaştıralım” diye sözlerine başlayarak salona ciddi bir hareketlilik ve heyecan getirdi. Kendisini Selanikli bir ailenin kızı olarak tanıtıp, “Bizim Mustafa Kemal’e olan sevdamız yalnızca Selanikli olmasından değil, verdiği Vatan mücadelesinde daima hukuk sınırları içinde kalıp Adaletli olmasından kaynaklanır” diyerek salonda coşkuyu tavan yaptırdı.

Av.Gülsen Hanım “Bizler bir şirketin ticari çıkarlarına mani olmak için değil, geleceğimizi ve doğamızı savunmak için buradayız” diyerek konunun hukuki boyutlarını açıkladı.
Anayasamızın 36 ve 56. Maddelerine atıfta bulunarak; “Biz Anayasal haklarımızı kullanarak, doğamızı ve topraklarımızı korumak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir Dünya bırakabilmek için Anayasa ve hukuk kuralları içerisinde mücadelemizi sürdürüyoruz” dedi.

TC Anayasası Madde 56:

Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlama; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimdeki sağlık ve sosyal kurumlardan yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.”

“Anayasa’nın “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”


Konuşmacıların sunumları bittikten sonra katılanlardan söz alan Dokuzhöyük Köyünden Fatma Nine “Ben torunlarım için buradayım. Böyle bir çevre felaketine yaşadığım sürece izin vermemek için üstüme düşeni yapacağım” dedi.

Söz alan İl Genel Meclisi geçen dönem üyesi Aydın Karakoç “ İl Genel Meclisinde Kabul edilen Kırklareli 1/ 25000 Planlarda Kırklareli bölgesine 18 çevre kirliliğine sebep olan sanayi kuruluşuna izin verilmediğini, bu sanayi kuruluşları içinde Kömüre dayalı termik santrallerinde bulunduğu ve ayrıca bu bölgenin 1. Sınıf tarım arazisi olarak zaten koruma altında olduğunu ve Tarım Bakanlığının haritalarında bu bölgelerin koruma bölgesi olarak işaretlendiği belirtti.”

SONUÇ;

Bütün bu bilimsel, hukuksal ve teknik bilgi ve belgeler gösteriyor ki, bu bölgeye böyle bir santral yapılması gerek Anayasa, gerek tarım yasaları gereği mümkün değil iken nasıl oluyor da hala böyle bir çalışmaya ve yapılaşmaya izin verilmek isteniyor, anlamak mümkün değil. Eğer devleti yöneten yetkililer, yönetme yetki ve gücü aldıkları yasalara uymazlarsa halkın bu yasalara uymasını nasıl isterler?

HEY SEN ŞİMDİLİK MİSAFİR;

Yukarıda açıkladığımız sebeplerden dolayı senin buralarda bu işi yapman yasal olarak mümkün değil. Misafirliğini bil ve asan aganın, atçe neyzenin kafasını bozmadan çek git. Yoksa işi gücü bırakır seninle öyle bir uğraşırız ki, sende gelir bizimle beraber çiftçilik yapmaya başlarsın. Seni böyle kazanmak isteriz. Bu topraklar bereketlidir, verimlidir, her türlü sebze ve meyve yetişir. Çoluk çocuğunu iyi bir gelecek, yaşanabilir bir dünya ve huzurlu bir yaşam istiyorsan gel bizimle beraber çiftçilik yap ve hep misafirimiz olarak kal.
Gerisi sana kalmış. Biz her türlü Anayasal ve hukuki haklarımız kullanarak mücadeleye devam ederiz. Haberin olsun.

Mustafa KARACA – SARANTALI HABER