Trakya’da Yaşananlar

146

Bize ne kaldı..? Bizden kalacak ne.?

Trakya topraklarında 3 ilimiz, 3 dağımız, 3 ormanımız, 3 denizimiz ve 1 nehrimiz bize kalandı. Önce Trakya’nın gerdanlığı olan Ergene gitti. Öldü. Öldürüldü demek daha doğru. Ne uğruna..? Sanayileşme uğruna. Sanayi demek aş, iş, eş, refah, apartman, araba dediler. Ergene kaynakları üzerine Sanayi tesisleri kuruldu. Köyünü evini bırakan fabrikalara koştu.

Köyde kalanlara ne oldu ..? 80 ve 90 li yıllara kadar her şey yolunda gibiydi. Kışa girerken 2 römork buğday satan odun, kömür, gübre, un, yağ alıp, kış ayında soba başında, kahvede dost sohbetleri ile baharı beklerdi.

2000 den sonrası, günümüze gelince ise tam bir çöküş devri. Ot, et, canlı hayvan, karkas et ithalat ile yapılan tarım politikalarında ki yanlışlıklar, çiftçinin elinde ki üretim araçlarının sermayeye devredilmesine neden oldu.

Girdi maliyetleri yükseldi, ürünler maliyeti karşılamayınca, bankaların sokakta dağıttığı kredi kartları sayesinde, Çiftçimiz kredi ekip haciz biçmeye başladı. Tarımsal ürünler, hayvancılık ve süt ise para etmeyince, maliyetini bile karşılamayınca, desteklemeler yeterli olmayınca kış aylarında kahvelerde ki dost sohbetleri de kalmadı.

Hayvanlar ve tarımsal ürünler para etmeyince de topraklar satılmaya başlandı. Sattıran belli. Bankalar alacağına karşı sattırıyor da, alan kim..? İşte orası muamma. Alanların bir çoğu tarım yapmıyor. Hatta satın aldığı çiftçiye sen ekmeye devam et.. günü geldiğinde gereğini yaparız.. Diyorlar.

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK 1923’te “Türk çiftçisi bir eliyle kılıcını kullanırken diğer elindeki sabanla topraktan ayrılmadı. Eğer milletimizin büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı, biz bugün dünya yüzünde bulunmayacaktık.” Diyor. Ülkemizin bugünkü stratejik konumu dikkate alınarak, Çiftçimiz yanlış politikalar sonucunda üretimden uzaklaştırılırsa, toprakları kimin aldığı belli değilse, üretmeden her şeyi ithal ürünlere bağlarsak bizden sonra bu topraklarda yaşayacak olan gelecek nesillere, hiçbir şey kalmayacak.

Ergene ölmüş. Dağlar delik deşik. Topraklar kirlenmiş. Kalanların üzerine kirli sanayi ve kömürlü santral planları. Derelerde balık kalmadı, dağlarda ormanlarda yaban hayvanı kalmadı. Köylerde insan kalmadı. Her şeyi tükettik. Yok ettik. Talan ettik. Dağları deldik, kalbur alıp toprağını eledik. Yerin altında ki suları bile kirlettik yok ettik.. Yapmayın etmeyin, dağlar, ormanlar, nehirler insanlar ölüyor dedik.. ÇED raporu var. Bilirkişi raporu var dediler. Doktor bile rapor verdiğinde, SGK ilaçları 3 aylık verirken, ÇED raporuyla yaşam alanı yok edilirken 10-20-30 yıllık süreler veriliyor.

Ülkemizin en önemli doğa alanlarından Istrancalar için o kadar çok plan yapıldı ki, milyon liralar, dolar ve eurolar harcandı ki, hepsinde koruma vurgusu ön planda. Uygulama da ise arka planda.

O kadar çok plan yapıldı ki, GEF II, Biyosfer Rezerv alan, Turizm bölge planı, Doğa Turizmi Master planı,. Planlar uygulanmayacaksa neden yapıldı.?

Elinde ÇED ve Proje dosyasıyla gelenlere, Burada bu faaliyet olursa sular zarar görecek, bak burada doğa turizmi planı var, burada eko-agro turizm var, burada sağlık turizmi var diyorsunuz, itiraz ediyorsunuz, bende de ÇED olumlu kararı var, diyor.

Bu kararı kim veriyor..? Proje sahasında ki köyde bir gece bile yatmamış, yaşamamış, ormana girmemiş, kaynağından su içmemiş, Köyü harita üzerinden görmüş imzayı atmış. Görmeden hazırlanan ÇED raporlarında Ege Denizi Vize Evrencik köyüne, Kızılırmak üzerinde ki Barajlarla Kırklareli Kapaklı köyüne, Büyükçekmece Gölü Kırklareli’ne gelmezdi.

Taş ocağı zarar vermez. RES zarar vermez. Kırma-eleme tesisi rahatsız etmez diyor. Aslında doğru da söylüyor. İmzayı atanı rahatsız etmiyor. Ya köyde yaşayan insan, Ormanda barınan hayvan ne yapacak.?

Suçlu kim..?

Hepimiz suçluyuz. Gelecek nesillere yaşanacak toprak, içilecek su bırakmadık. Başkasını suçlamakla da kurtulamayız. Ne yazık ki slogan atmakla da kurtulmuyor. Bu vebal, bugün yaşayan herkesin.

Çözüm ..? Karar vericiler tarafından hazırlanan ulusal ve uluslar arası plan ve projeler onaylansa, en azından bundan sonra ki tahribat azalacak. Turizm bölge planı 8 yıldır onaylanmayı bekliyor. Biyosfer Rezerv alan ilanı 10 yıldır bekliyor. Dünyanın 3. Büyük longozu RAMSAR kapsamına alınacaktı. Vazgeçildi. 6 Yıldır hala bekliyor.

Bekledikçe de ormanlarda dinamitler patlıyor. Sular kirleniyor. Orman ve su varlığımız azalıyor. Geçmişten bize kalanı miras olarak görüp, yok etmeye devam. Miras değil de, gelecek nesillerin emaneti olduğunu anlarsak, ve Emanete ihanet etmekten vazgeçersek, işte o zaman geleceğe bırakacağımız onların yaşamları ve hayatlarıdır.

Gelecek nesillerin yaşam alanlarını yok etmeye hakkımız yok. Onlar bunu hak etmiyor. Bugün ÇED raporları ile hak gördüklerimiz, aslında yarınlardan çaldıklarımızdır. Çalınan gelecek nesillerin hayatlarıdır.

Istrancaların ve Kırklareli’nin geleceği doğasıdır, Denizidir. Turizmdir. Eğitimdir. Nüfusun 7 katı turist gelmesi de bunun göstergesidir.

Yetkililere bir kez daha düşünün demiyoruz. Çünkü siz düşünürken kalanlar da yok olacak. Yıllardır bekleyen projeleri, gelecek nesillerin yaşayabileceği bir dünya bırakmak için bir an önce onaylayın.

04/04/2018 Kırklareli

Göksal ÇİDEM

Kırklareli Kent Konseyi

Çevre Meclisi Başkanı