Trakya’nın Fide İhtiyacını Karşılayacak Tesisin Açılışı Yapıldı

435

Trakya Kalkınma Ajansı tarafından 2016 yılı Küçük Ölçekli Altyapı Mali Destek Programı kapsamında desteklenen, Namık Kemal Üniversitesi (Ziraat Fakültesi) tarafından yürütülen “ZİRAATBİYOTEK” projesinin kapanış toplantısı yapıldı. ZİRAATBİYOTEK projesi ile birlikte üniversite bünyesinde kurulan Tarımsal Biyoteknoloji Araştırma ve Üretim Birimi’nin de açılışı gerçekleştirildi.

Projenin gerçekleştirildiği Naip Köyü’nde yapılan törene TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Tekirdağ Valisi Aziz Yıldırım, Namık Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mümin Şahin, Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, Süleymanpaşa Kaymakamı Arslan Yurt, siyasiler, akademisyenler ve Naip’liler katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin tohumda yerli ve milli olmanın önemine vurgu yaptı. Şahin şunları söyledi: “Ülkemizin son dönemde karşı karşıya kaldığı tehditler göz önüne alındığında birçok alanda yerli ve milli olmanın önemi ortaya çıkmaktadır. Bugün silah alımı ve diğer konularda bize sıkıntılar çıkaranların yarın tohum ve diğer gıda maddeleri söz konusu olduğunda aynı sıkıntıları çıkaracağı net bir şekilde görünüyor. Bu nedenle gıda güvenliği ve yeterliliğini kendi imkânlarımızla sağlamalıyız. Destek verdiğimiz ve yoğun çabalar ile hayata geçirilen bu proje bu amaca hizmet edecek. 2016 yılında ilk buraya geldiğimizde burada yıkık dökük eski bir okul binası vardı. Bugün 2.700.000 TL harcanarak bu muhteşem tesis ortaya çıktı. Trakya Kalkınma Ajansı tarafından 2016 yılı Küçük Ölçekli Altyapı Mali Destek Programı kapsamında desteklenen, Namık Kemal Üniversitesi (Ziraat Fakültesi) tarafından yürütülen “ZİRAATBİYOTEK” isimli projenin bütçesi 784.392,44 TL olup, %75’ine tekabül eden 588.294,33 TL Trakya Kalkınma Ajansı tarafından finanse edildi.

Ziraatbiyotek projesi ile birlikte üniversite bünyesinde Tarımsal Biyoteknoloji Araştırma ve Üretim Birimi kuruldu. Bina inşaatı ve çevre düzenlemeleri ayni katkı olarak üniversitenin Yapı İşleri Birimi tarafından gerçekleştirilmiş olup, Ajans desteği ile birlikte Ziraatbiyotek binasına 1 adet tam donanımlı Eğitim Sınıfı, 1 adet Bitki Doku Kültürü laboratuvarı,1 adet Ar-GE laboratuvarı, 1 adet Besi Ortamı Hazırlama Laboratuvarı, 1 adet Sterilizasyon Laboratuvarı, 2 adet Bitki Büyütme Laboratuvarı ile Topraklı ve Topraksız olmak üzere 2 adet sera kurulumu gerçekleştirildi. Böylesine değerli bir projenin hayata geçirilmesinde desteği olan TBMM Başkanımız Sayın Mustafa Şentop başta olmak üzere, Sayın Valimiz Aziz Yıldırım’a, Rektörümüz Prof. Dr. Mümin Şahin’e ve emeği geçen akademisyen ve uzmanlarımıza teşekkürü bir borç biliriz.”

Törende ikinci konuşmayı Namık Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mümin Şahin yaptı. Şahin konuşmasında şunları söyledi:” Yerleşke içerisinde iki tane de seramız bulunuyor. Kışın dahi çeşitli bitkilerin üretime hücresel boyutta moleküler klonlama yapılacak. Türkiye’de ilk defa oluşturulan bir laboratuvar ile burada yılda 1 milyon bitki üretimini amaçlıyoruz. Bu amaçlara ilaveten laboratuvarın belediyelerin ihtiyaç duyduğu süs bitkilerinin, ilaç, tekstil, kozmetik ve kimya gibi sanayilerin doğal ürünlerinin temin edileceği bir yer olmasını da hedefliyoruz.”

ZİRAATBİYOTEK açılışında üçüncü konuşmayı Tekirdağ Valisi Aziz Yıldırım yaptı. Yıldırım şunları söyledi: ”Dünyada hepimizin bildiği gibi nüfus artıyor ve bu nüfusun beslenmesi gerekiyor. Bu demektir ki gıdanın da aynı şekilde artması lazım. Geçmişte bir tohumdan elde edilen bir fideden belki 5-6 kilo alabiliyorduk ama bugünkü nüfusa bunu yetiştirmek çokta mümkün olmuyor. Öyleyse buna benzer bir fideden çok daha fazla domates üretebilmemiz lazım ve bunu da iklim şartlarından bağımsız bir hale getirmek gerekiyor. Onun içindir ki seralarımız iklim farklılıklarını ortadan kaldırıyor. Hem de tohumdan elde edilen üretimler 5-6 katında çıkarılabiliyor. Bunlar önemli kazanımlardır. Burada bunu yapabilecek bir laboratuvar kurulmuş. Burada sadece sebze olmayacak, belediyelerimiz,  şehrimizin güzelleştirilmesinde kullanılan bitkilerin fidelerini de buradan temin edebilecekler. Tüm bunlar azımsanmayacak gayretlerdir. Bunları temin etmeye çalıştığımızda hepsine ayrı ayrı para vermek zorunda kalıyoruz. Burada açtığımız tesis bu ihtiyaçları gidermiş olacaktır.”

TBMM Başkanı Şentop:“Bilimsel Kalitenin Artması İçin Üniversite Sayısını Artırmakla İşe Başladık.”

Günün son konuşmasını TBMM Başkanı Mustafa Şentop yaptı. Yeni Zelanda’da gerçekleşen cami saldırısı üzerinden İslamofobi ağırlıklı bir konuşma yapan Şentop tesis ve akademik çalışmalar hakkında şunları söyledi:”   Dünyada gıda stratejik bir mesele haline geldi. Özellikle gıdanın genetiği ile oynanması halinde insana zarar verici biyolojik anlamada bir nesneye dönüşebileceğini görüyoruz müşahede ediyoruz. Hatta bir silaha dönüşebileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu bakımdan bizim bu ziraat alanında temel gıdalarımızın tohumları, bunların genetiği anlamında yerli ve milli üretimlere ihtiyacımız var. Bu anlamda kurulan bu tesis bir başlangıç olarak düşünülmeli. Bunların sayısının artırılması lazım. Bu tür üretimlerin artırılması lazım. Bizim milletimizin yiyeceğini, içeceğini tamamen bu ülkede ve onun maddi ve manevi faydasın hizmet edecek şekilde planlamamız ve gerçekleştirmemiz lazım.

Üniversite sayımız 2002’de 76 iken şuanda 207’ye yükseldi. Üniversitelerin bu anlamda sayılarının artması, şüphesiz tek başına bilimsel anlamda bir kalite yükselişini ifade etmiyor ama başlı başına önemli bir veri. Tabi bu konuda önce akademisyenler olsun sonra üniversiteler olsun yok üniversite açalım sonra akademisyen yetiştirelim tartışması var. Bu bir yumurtamı tavuktan çıkar tavuk mu yumurtadan tartışması gibi bir şey bir yerden başlamak lazım. Doğrusu üniversite sayısını artırarak bu yola girdik. Şimdi o üniversitelere yakışacak kaliteli akademisyenleri yetiştirmek içinde büyük bir gayret gösteriyoruz. Fakat bununla bağlantılı bir husus üniversitelerin bir bilim üretme mekanı olarak çok önemli. Bazı ülkelerde işte ABD’de yapılan bilimsel çalışmaları görüyoruz. Bu çalışmaları sadece ABD’de yaşayanlar yapmıyor. Dünyanın her tarafından oraya giden zeki insanlar, kabiliyetli, potansiyelli insanlar, gençler orada bilimsel çalışmalar faaliyetler için gayret gösteriyorlar. Kime yarıyor bu çalışmalar işte ABD’deki bilimsel kurumlara ve üniversitelere yarıyor. Aslında Türkiye bu anlamda da bir merkez. Gezdiğimiz üniversiteleri görüyoruz. Afrika’dan, Balkanlardan, Asya’dan Arap ülkelerinden Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden öğrenciler var. Orta Asya’dan var. Türkiye bu bilimsel anlamda kendisini geliştirdikçe üniversiteleri birere çekim merkezi, cazibe merkezi haline geldikçe dünyanın bölgemizin önemli beyinlerini, zekâlarını, potansiyellerini burada toplama imkânına sahip olacağız. Bu hem ülkemiz için bir kazanç hem de döndüklerinde kendi ülkeleri için birere kazanç haline gelecekler.”