TÜCCAR BİLGİSİNE VE CESARETİNE GÜVEN DUYULAN İNSANDIR -6-

ZAMANIMIZ TAMAMEN BİR İKTİSAT DEVRİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR

“1923 Mustafa Kemal Atatürk”

18.YY sanayi devrimi ile toplumları sarsmaya başlayınca bu gelişmelere ayak uyduramayan tarıma ve askeri başarılara bağlı Osmanlı İmparatorluğu gibi toplumlar için felaket günleri gelmeye başlamıştı. Bu felaket günleri batı tüccarları için yeni ve inanılmaz bir kazanç müjdesini verirken, geri kalmış sanayi devrimine ayak uyduramamış toplumlar için ise büyük bir yıkım ve felaket anlamı taşıyordu. Bu felaket sonucu ortaya yıllarca süren kanlı savaşlar çıkacak, binlerce insan canından, malından ve yurdundan olacaktı. Bir çok devlet haritadan silinecek, birçok halk için ise yıllarca kabus gibi sürecek sömürge dönemi başlayacaktı

Yeni yapılanan kapitalizm, arkasına militer  gücü de alarak emperyalizm şeklinde insanların karşısına dikilecekti. Yıllarca mütevazi Müslüman tüccarlar elinde şekillenen ticaret hayatı, yeni efendisi emperyalist tüccarlar ile kanlı bir şekilde tanışmaya başladı Yeni emperyalist tüccarlar kişisel olmaktan çıkmış, güçlerini bilgilerini ve sermayelerini birleştirerek ŞİRKET şeklinde ticaret hayatına katılmaya karar vermiştir.

Sanayi devrimi ile güçlenen emperyalist tüccarlar, güçlerini birleştirerek oluşturdukları sermaye şirketleri ile dünyayı kana bulayan, paraya ve kazanca doymayan yeni bir canavar yarattıklarının farkına vardıklarında, Dünya’da oluk oluk  kan akmaya başlamıştı.

Yıkılan Osmanlı İmparatorluğu toprakları üzerinde filizlenen yeni Türkiye Cumhuriyeti bütün bu yaşanan ve yıllarca süren kanlı savaşlardan ders çıkarmış kadrosu ile yeni bir yapılanmaya gidiyordu. Bu yeniden yapılanma çalışmaları içinde Türkiye Cumhuriyeti daha Cumhuriyeti ilan etmeden İzmir’de toplanan iktisat kongresinde yeni çizgisini dünyaya açıklıyordu.1923yılı Şubat ayında toplanan İzmir İKTİSAT KONGRESİ’ nin açılış konuşmasında Mustafa Kemal “ ZAMANIMIZ TAMAMEN BİR İKTİSAT DEVRİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR “ diyerek, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinin geleceği için iktisadın önemini belirtiyordu.

Mustafa Kemal bu kongrede İktisat’a gereken önemin verilmesinin altını çiziyor, bu gelişmenin ancak vatansever cesaretli ve birikimli tüccarlar vasıtasıyla olabileceğini söylüyordu. Tüccarlar için söylediği övgü dolu sözleri Türkiye’nin her tarafındaki Ticaret Odalarının duvarların süsler.” TÜCCAR Köylünün emeğini ve alın terini değerlendiren, bilgi ve cesaretine güvenilen insandır”

TÜCCAR VE ÇEVRESİ

İlk zamanlar sadece kendisi ve çok yakın aile fertlerinin ilgi alanı içine giren tüccarın ticari faaliyetleri daha sonraları bir çok kişinin ilgi alanı içine girmiştir. Pazar ekonomisi zamanında tüccarlar pazara getirdikleri ve sattıkları mallar karşılığında güvence parası adı altında bir ücret ödemek zorunda kalmıştır. Bugün Belediyelerin pazarcılardan aldıkları İŞGALİYE PARASI aslında bu geleneğin devamıdır. Ancak eski pazarlardaki tüccarların yerini bugün gariban pazarcılar almıştır. Tüccarlar gelişen sermaye yapıları ve ürün çeşitleri ile pazarlardan çekilmiştir. Fabrikalar veya satış mağazaları tüccarları farklı bir statüye taşımıştır.

Tüccarların kazançlarına aile fertleri dışında Devlet’te ortak olmaya başlamıştır. VERGİ adı altında kazancının bir kısmı tüccardan istenmiştir. Kurulan muhasebe sistemi ile tüccarlar alım satımlarını bir deftere kaydederek aradaki farkı kazanç olarak beyan etmiş ve değişik oranlarda vergiler ödemeye başlamıştır. Kazancını saklayan tüccara devlet ceza adı altında farklı bir tarife uygulamaya başlamıştır. Tüccarın kazancına hiçbir katkısı olmayan Devlet, bu faaliyetin güvencesi olarak payını almıştır.

.       Tüccarlar mal aldıkları ve mal sattıkları kişilerce de ilgi ve dikkatle izlenmeye başlandı. Mal aldığı kişiler tüccarın aldığı malın bedelini ödeyip ödemeyeceği konusunda dikkatli olmak zorunda kaldı. Çünkü kervan ticareti sırasında aldığı malın bedelini hemen ödeyen tüccar devri bitmiş, kredili veya borç ilişkisine dayanan alışveriş devri başlamıştır. Aldıkları malın bedelini ödemeye sermayeleri yetersiz kalan tüccarlar borç karşılığı veya sonradan ödenmek suretiyle güvene dayalı alışverişlere başladılar. Bu yeni alışveriş şekli beraberinde güven ve ödenmeme tehlikesini getirdi.

Tüccarların mal sattığı kişilerde ayni güven sorunu ile karşılamaya başladı. Tüccarın istediği malı zamanında ve ayni kalitede getirip getiremeyeceği önemli bir sorun olmaya başladı. Uluslararası ilişkiler ortaya çıkan savaş ve kargaşalar tüccarların bir an için bütün mal varlığı ile ortadan kalkmasına yol açıyordu.

Tatlı kazançlar ile özgürce ticaret yapan tüccarlar gelişen şartlar altında karmaşık bir ticaret hayatı ile karşılaştı. Devletin, ailenin mal alıp mal satan müşterilerin yoğun bir denetim kıskacında kalan tüccarlar bir araya gelerek sermaye ve güçlerini birleştirip, meslek kuruluşları özellikle Ticaret ve Sanayi odaları kurup bu kıskacı aşarak güçlenmenin yollarını bulmuştur.

Avrupa’nın 1300 LÜ YILLARDA başlayıp 1900 lü yıllarda gelişmesini tamamlayıp sanayi devrimine damgasını vuran şirket veya ticaret ortaklığını Türkiye 1950 ler den sonra keşfetmeye başladı. Bu pas geçtiğimiz 6 asır içinde Avrupa şirket konusunda oldukça yol almış, ticaret hayatı bazı yeni buluşların ve icatların lokomotifi olmuştur.

Yeni kurulan ve çağı yakalamak için gelişmeleri ve özellikle ekonomik alandaki gelişmeleri dikkatle izleyen genç Cumhuriyet, batının TİCARET KANUNLARINI, MEDENİ VE CEZA KANUNLARINI, VERGİ KANUNLARINI tercüme ederek kullanmaya başlamıştır. Kendi gelişmelerine uygun olarak hazırladıkları bu kanunlar bizim olmayan ticaret hayatımıza uyum sağlayamamış ve yıllarca ihtiyaçları karşılamaktan uzak, uygulanmaya çalışılmış ve ticaret ve şirket hayatımızın olumsuz gelişmesine veya gelişememesine sebep olmuştur.

MUSTAFA KARACA