Türk Şiiri’ nin büyük kaybı : GÜLTEN AKIN

 

GÜLTEN AKIN

Yaşamak öyle güzel öyle derin
Bir dostun sıcacık merhabasında
Yürekten gülüşünde
Yaşamak güzel şey
Ellerin sevdiğinin ellerinde
Gözlerinde sevgi dolu bakışlar

23 Ocak 1933 tarihinde Yozgat’ta başlayan ve büyük mücadeleler içinde süren ve 4 Kasım 2015 tarihinde Ankara’ da sona eren onurlu bir hayat. Bu süre içine sığdırdığı annelik görevi, çeşitli kademelerde geçen başarılı bir meslek yaşamı ve hepsi birbirinden değerli onlarca şiir ve bu şiirlerin 40 a yakını şarkı ve türkü olarak bestelenmiş,

Türk şiirinin yaşayan en büyük isminin kaybı edebiyat ve şiir dünyamızda büyük üzüntü yarattı. Bundan sonra Türk şiiri böyle büyük bir usta daha çıkarabilir mi, bilmiyoruz ama açtığı yoldan yürüyecek onlarca şaire güzel örneklerle dolu bir yaşam modeli sundu. Umarız yeri, onu örnek alan şairlerimizce ve özellikle kadın şairlerimizce doldurulur ve Türk şiiri bu büyük ustayı unutmaz.

 

Şiirlerinden bir örnek :

Haddeden geçirip altını
İpek teline sararlar
Kalptan olur
Altın yaldızı vururlar
Ak gümüş üstüne ince elleri
Barışta ağıtlar gibi yumuşak
Çağ gelir kavga kurulur
Silahı sim kemerinde
Al kanat küheylan olur

Demen beylere beylere
Alar ho

Romalı Dakyustan bu yana
Kaç hayın kaç zalım görmüştür
Kaç kıya kaç yıkım görmüştür
Çekilir sabır mağarasına
Yedi uyurlardan olur

Demen beylere beylere
Alar ho

Zorla hele hile ile
Toprağına girildiğinde
Satıldığında gavura
Yöneticileri
Verir savaşını kahraman olur

Demen beylere beylere
Alar ho

ötekini yıkarlar, eskiden gecelerdi
şimdi açık açığa gündüzün
sağ eller silahta, ele güne karşı yasa
çatılıyor yenisi

kimi yapılar bizimdi kaldık içinde
bir baktık var bir baktık hayal
yıkılsa yıkılsa dediydik ömrümüzce
öteki
kimi yapılardı, uzun sürdü uzun sürdü

 

Bir başka şiirinde ise bizlere şöyle seslenir :

 

Ben demedim mi

Hazırlandılar
Onların yüz bin kolları var
Kırbaçları sert, yamçıları sağlam, atları kavi
Yeğin git kese sür atınla birleş
Ben demedim mi

Ben demedim mi
Tekin değil koyaklar, dağ yamaçları
Yağmur yağar ki sis basar ki kurt iner ki
Ay bulanığında gümüş rengi çakallar
Ben demedim mi
Yalnız gitme demedim mi

Çiğdeme sor, çeşmeye sor
Tek açan menevşeye sor
Ayrılık getirir ayrılıklar
Birleş demedim mi
Ben demedim mi

SARANTALI KÖYLÜM