Üç ANA bir kadın

229

‘Durun yavrularım’.
‘Ne yapıyorsunuz’?.
‘Ben sizin ANNENİZ değil miyim’?
‘O sizin BAŞKANINIZ değil mi’?
‘Durun’!

Ölüm mangasının önündeki bu son haykırış Elena ÇAVUŞESKU’ ya ait.
Aslında haykırışı, kendisin den çok kocası adına.

Bilindiği gibi Nikolay Çavuşesku 1965-1989 yılları arasında devlet başkanı olarak ROMANYA’yı sözde sosyalist rejimi kullanarak baskıcı totaliter bir sistemle yönetti.
Karısı ELENA da ülkenin hem en güçlü kadını hem de Çavuşesku’nun adeta siyasi danışmanı ve karar vericisi idi.

1989 yılında SOVYETLER BİRLİĞİ’nin dağılma sürecinde ROMANYA’da halk, bu baskıcı rejime karşı ayaklandı. Nikolay Çavuşesku ve karısı ELENA ilk başta bu ayaklanmaya karşı çok sert önlemler alsalar da başarılı olamadılar. Bunun üzerine 25 Aralık 1989 tarihinde sarayın bahçesinde hazır bekleyen helikoptere binerek RUSYA’ya kaçmak isterlerken, çok güvendikleri pilotları onların isyancıların kontrolündeki askeri kışlaya indiriverdi.
Sonrası malum.
Karısıyla birlikte askeri mahkemede hemen yargılanıp idama mahkum edildiler.
Ve iki saat içerisinde kurşuna dizildiler.

—***—

PAUTUS eski ROMA’da yaşamış aristokrat ve cesur bir komutan.
Bir gün kendisine yapılan haksızlığa dayanamaz, egemenlere isyan eder ama yakalanır.
Roma’da gelenektir, ASİLLER İDAM EDİLMEZ.
Onursuzluk sayılır.
Bu yüzden bir odaya kapatılır.
İntihar etsin diye de eline bir bıçak verilir.
Ancak o güçlü ve cesur PAUTUS bıçağı bir türlü kendisine saplayamaz.
Yakınları odanın dışında çaresizce beklerken, düşmanları ise alay etmeye başlarlar.
Artık onurun onursuzluğa cesaretin korkaklığa dönüştüğü o anda karısı daha fazla dayanamaz, içeri girer, bıçağı alır, olanca gücüyle karnına saplar.
Ölürken son bir gayretle kocasına döner ‘Bak PAUTUS’ der, ‘bak acımadı’.
Sonra kanlı bıçağı son bir gayretle kocasına uzatır.
O, eski Roma’da komutan ve aristokrat Pautus’un karısı.
Adı bile bilinmiyor.
Ama cesareti ve kocasına duyduğu sevgisi ve şefkatı bu günlere kadar ulaşıyor.
Tıpkı ANA gibi.

—***—

‘Al’ der, CLARA, ‘al hepsi sizin olsun’.
Adam altınlarla dolu torbalara bakar, sırıtarak ‘Onlar zaten artık bizim ‘ der.
Kadın bakar, olmaz.
Çaresizlikle, umutsuz bir gayretle ‘beni alın, beni öldürün ama onu bırakın’ der.
Yine de son ana kadar kendisi ve sevgilisi için çabalamaya devam eder.
Tıpkı ANA gibi.
O, CLARA PETACCİ.
Italyan FAŞİST lider MUSSOLİNİ’nin sevgilisi.
İkinci Dünya Savaşı sonlarında, savaşı kaybedince müttefiki olan ALMAN faşist lider ADOLF HİTLER’e doğru kaçarlarken ARNAVUTLUK taraflarında PARTİZAN güçlerine yakalanırlar.
Hemen tanınırlar.
Yukarıdaki yalvarışlar son konuşmaları olur.
Ertesi gün sorgusuz sualsiz kurşuna dizilirler.
İbret için MİLANO yakınında bir benzin istasyonunda cesetleri kokuncaya kadar ayaklarından asılırlar.

Üç kadın.
Güç varken sessiz ve sakinler.
Güç ortadan kalkınca son derece fedakar ve korumacılar.
Tıpkı ANA gibi.

—***—
Safiye.
Libya eski devlet başkanı KADDAFİ’nin karısı.
Üstelik KADDAFİ’nin çocuklarının ANASI.
O da kuşkusuz KADIN’dı.
Egemen güç karşısında sessiz ve kaderine razıydı.
Diğerlerinden farkı, belki olmayan olamayan SEVGİYDİ.
Güç ortadan kalkınca yani kocası zor durumdayken Kaddafi’yi bıraktı.
Kırk yıllık kocasını.
Kaçtı savaşmadı, Cezayir’e sığındı.
Şaşırdım.
Erkeği zor durumdayken ortaya çıkacak; ‘DURUN YAVRULARIM’,
ya da ‘BAK PAUTUS ACIMADI’,
ya da ‘AL HEPSİ SİZİN OLSUN’ diyecek zannettim.
O da bir kadın, ANA olacak sandım.
Ama OLMADI, ya da OLAMADI!

Bu duygularla, 8 Mart Kadınlar Günü tüm ANALARA kutlu olsun.