Yayla Eski Görkemli Günlerine Dönüyor.

8.YAYLA  -BOLLUK-BEREKET-HASAT VE BAĞ BOZUMU ŞENLİKLERİ

 

Yayla Mahallesi eski görkemli günlerine dönüyor.

 

Yayla Mahallesi 100 yıl önce Kırklareli’ nin merkezi konumunda bir mahalle idi. Hükümet Konağı, Defterdarlık Binası, Mahkeme, Lise, İlk Okul, Yetimhane Vali Konağı gibi önemli binaların olduğu, meydanında resmi ve özel çeşitli etkinlikler yapılmakta idi. Meydanın etrafını çeviren ve zengin Rum ailelere ait olan konaklar ihtişamlı ve süslemeli yapıları ile yıllara meydan okudular.

1912,  1. Balkan Harbi sonrası Bulgar Ordusu Kırklareli’ ni işgal ettiğinde Bulgar Kralı yayla’ da oturan Bulgarlara ve orduya moral vermek için Yayla meydanında konuşma yaptı.

1920 yılında Yunan Ordusu Kırklareli’ ni işgal ettiğinde Yunan Kralı askerlerini Yayla’ da selamladı.

Mustafa Kemal Atatürk 1930 yılında Kırklareli’ ni ziyaret ettiğinde Kültür Devrimi ile konuşmalarını Yayla’ da gerçekleştirdi. Atatürk’ ün konuşma yaptığı binanın özelliği ise her iki Kral’ ın konuşma yaptıkları binaları görmesi idi. ATATÜRK’ ün dehasını burada daha iyi anlamamız lazım. Verdiği mesaj anlamlı idi ” Biz savaşarak değil, dostça konuşarak sorunlarımızı çözebiliriz. Barış içinde yaşamak tüm ulusların hakkıdır.” Atatürk onun için “ YURT’ TA SULH, CİHAN’ DA SULH “ sözünü söylemiştir. Çünkü savaşın acılarının en yoğun yaşandığı yerin adresidir Yayla Mahallesi. Ayni binaya 10 yıl içinde 4 ayrı devlet bayrağı çekilmiş, 3 devlet başkanının birbirini gören binalarda konuşma yaptığı bir meydan yok başka ülkelerde. Savaş ile günün zengini insanlar, görkemli Konaklarını, malını, mülkünü her şeyini bırakıp bir anda mülteci durumunda olabiliyor. İşte savaşın en acı somut örneği. İstila ve ölüm korkusunu önce Türkler yaşamış. Sırası ile Bulgarlar, Yunanlılar yaşamış. Yani savaşta herkes mağdur olabiliyor, kazananı yok.

1900 lü yılların ilk Lise binası Kırklareli Yayla mahallesinde yapıldı ve yıllarca öğrenimine devam etti, kah lise oldu, kah Orta Öğretim Okulu, kah İlk Öğretim Okulu ta ki büyük bir yangında yanıp kül olana kadar.

 

 

 

 

 

 

Bütün bu tarihi geçmişe rağmen Yayla Meydanı yıllarca ihmale uğradı ve unutuldu. Binalar eskidi, kullanılmaz hale geldi. Bazıları zaman karşı direndi, bazıları yıkıldı gitti. Hani derler ya ayakta kalan boksör maçı kazanır, bu defa da öyle oldu. Ayakta kalan, yıkılmayanlar kazandı. Kırklareli’ nin çekim ve prestij merkezinin İstasyon caddesine kaydığı yıllarda Yayla meydanı unutulmuşluğun ve ilgisizliğin acısını yıllarca yaşadı.

Ancak ayakta kalanın kazandığı günler gelmeye başladı. Yayla Mahallesi tekrar eski görkemli günlerine dönmenin sancılarını yaşıyor. Eski ve ayakta kalan binalar yeniden aslına uygun olarak onarılıyor, kimsenin uğramadığı kahveler cıvıl cıvıl insan doluyor. 8.düzenlenen Yayla Bağ Bozumu etkinliklerinde bu gelişmeleri izlemeye başladık. Artık Yayla Kırklareli’ nin çekim merkezi haline geliyor. Her şeye rağmen alışkanlıklarından vazgeçmeyip İstasyon Caddesine devam edenler dönüş yolunda bir defada Yayla’ ya uğramaya başladı.

 

 

 

 

 

 

 

Bu yıl 8.si düzenlenen Yayla Bağ Bozumu günleri Kırklareli Belediye Başkanlığı ve Kırklareli Kent Konseyi koordinatörlüğünde gerçekleşti. Etkinlikte açılan standlarda Köylü üreticiler ürünlerini sergiledi. Derneklere ayrılan bölümde ise kadınlarımızın el becerileri ile işledikleri ürünler halkın beğenisine sunuldu.

Bu yıl ki etkinliklerde üretici köylülerimizin ürünlerini pazarlama gayreti içinde şehir pazarlarında etkin çalışmalar yapacağının sinyalini verdiler.

Armağan Köyünün çalışkan muhtarı Recep Dal köyünün tanıtımı için bu güne kadar yaptığı etkin çalışmalara ürün pazarlamasını da dahil etmiş. Armağan köyünde yeni canlanmaya başlayan ÇİLEK üretimi köyde alıcı beklemektense kendi imkanları ile pazarda yer bulmaya başlamış. RECEP Dal köylüsünün ürünlerinin pazarlaması için büyük çaba harcıyor. Bu çabaları takdir edilmeye başlamış ve Armağan köyünde üretilen çilekler pazarda değerine satılmaya başlamış.

 

 

 

 

 

Bir diğer örnek köyümüz ise Çağlayık Köyü. Şair Mehmet Kaygısız’ ın yıllardır yoğun çabaları ile Kırklareli’ de tanınmaya başlayan sınır köyümüz Çağlayık bu defa kadın üreticileri ile etkinlikte temsil edildi. En kalabalık stant Çağlayık köyü standı oldu. Köyün bütün kadınları üretimleri ile etkinlikte bulundu. Eski tuğla fırında yapılan mis gibi kokulu köy ekmeğinin lezzeti her tadan tarafından takdir edildi. Şair Mehmet Kaygısız “biz sadece köyde çift sürmesini, hayvan otlatmasını değil, şehirde davul-zurna ile oyun oynamasını da biliriz” diyerek standın önüne çağırdığı davul-zurna ekibinin hareketli müziği ile Balkan folklorundan örnekler sundu.

Kula Köyü, üretici, balcı, arıcı Hamdiye Bekar’ ın ve köylülerini katılımı ile etkinlikte yerini aldı.

 

 

KAZ ÜRETİMİ İHTİSAS KÖYÜ

 

 

Beypınar köyü KAZ ÜRETİMİ ile farklılık yarattı. Bünyamin Çakır’ ın yardımları ile hazırlanan örnek Kaz üretim projesi ile Türkiye birincisi olan kaz üreticiler hazırladıkları kaz ciğeri ile büyük beğeni topladı. Yakında kurulması düşünülen ihtisas köylerinden bir tanesinin de Beypınar Kötünde “KAZ ÜRETİMİ İHTİSA KÖYÜ”  olarak kurulma çalışmaları yapılıyor.

 

 

 

 

 

 

 

ÇANLARI NOTA İLE AKORD EDEN ÇOBAN

 

 

Çanlara müzik notaları ile akort veren ve dünya müzik otoritelerinin dikkatini çeken çoban MUSTAFA ŞAHİN mütevazi tavırları ile kaç kişinin dikkatini çekti bilemem, fakat bence etkinliğin en önemli kişisi olmalı idi. Hani bir mankenimiz vardı AYSUN KAYACI, “ benim oyum dağdaki çobanın oyu ile ayni olabilir mi? “ diye sormuştu. İşte cevabı , hem de fazlası ile olur. Manken kızımız müzik çalışmalarına başladığında nota derslerini çoban Mustafa’ dan alırsa akıllık eder. Çanları notalara göre akord eden bir müzik dehası yok Türkiye ve Dünya’ da.

Etkinliğe köy kooperatifleri ve üretici birliklerinin de yoğun katılımı vardı. Karaabalar ve Ahlatlı Köyleri Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Dokuzhöyük Köyü Kalkınma Kooperatifi, Demirköy Beyoba, Hamdibey ve Sislioba Köyleri Ziyaretçi Merkezi, Kızolcıkdere Köyü bağcılaı ve sucuk üreticiler, Babaeski Meyve Üreticileri Birliği, Pınarhisar BAL Üreticileri Birliği, Kırklareli Arı Yetiştiricileri Birliği, Kırklareli Üzüm Üreticileri Birliği etkinliğin diğer katılımcıları idi.

 

 

Etkinliğe üretici köylü kadınlarının damgasını vurmasının yanında il merkezinde faaliyet gösteren ev hanımları da el becerilerini sergilediler. Kifsad ( Kırklareli Fotoğraf ve Sinema Sanatçıları Derneği) fotoğraf sergisi, Ressam Nurdan Güven’ in resim sergisi, ebru sanatının sergilendi sergi, Kırklareli Kadın Girişimcileri Derneğinin standı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin standı ve sergilenen ürünler kadınlarımızın fırsat verildiğinde ne kadar çalışkan, becerikli ve yaratıcı olduklarının güzel örnekleri idi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etkinlikte temsil edilen üreticiler Özdağ Bozası ( 1965 yılında beri Kırklareli’ de üretimde olan) unutulmaya yüz tutan Kırklareli Bozanın lezzetini yaptığı ikramlar ile yeniden hatırlattı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kırklareli Üzüm Üreticileri Tarımsal Bağcılık AŞ tesislerinde üretilen KIRK KİMSE HARDALİYE standı en çok ziyaret edilen stand oldu. Atatürk’ ün Kırklareli’ ni 1930 yılında ziyaret ettiğinde kendisine ikram edilen ve çok beğendiği için “ HARDALİYE’ Yİ ULUSAL İÇECEK HALİNE GETİRİNİZ”  vasiyeti yıllar sonra gerçekleşmeye başladı. Tesiste üretilen hardaliye büyük beğeni topladı. Hardaliye milli içecek olma yolunda emin adımlarla yoluna devam ediyor. Atatürk’ ten 86 yıl sonra ilk defa Yayla’ da HARDALİYE ikramı yapıldı. Unutulan lezzet “HARDALİYE” yeniden hatırlandı.

 

 

 

 

Yine unutulan bir lezzetimiz “ BULAMA” Tekirdağ’ dan gelen Bulamacı Abla’ nın standında beğeniye sunuldu. Unutmaya başladığımız üzüm pekmezi ve çöhen kökü karşımı lezzetli ürün sağlıklı sofralarımızın ürünü olması gerekiyor.

 

 

 

Bağ Bozumu günleri dediğimiz etkinliğin en önemli faktörü olan üzüm’ ü Kırklareli halkı yeniden keşfetmeye başladı. Bir zamanlar Bağ Şehri olarak tanınan ilimiz eski görkemli günlerini arıyor. Tarım İl Müdürlüğünün destek ve katkıları ile canlanmaya başlayan bağcılık yeni bağ ekim alanları ile alan genişletiyor. Etkinlikte bağcılarımız da unutulmadı. Aslında etkinliğin ana konusu BAĞ ve Üzüm olduğuna göre bağcılar da sahnede yerini almalı idi. En iyi sofralık ve şaraplık üzüm yetiştiricisi, en iyi bağ yetiştiricisi kategorilerinde yapılan yarışmalarda derece alanlara çeşitli firmalarca ödüller verildi.

KOFÇAZ YÖRESİ, ceviz üreticileri AYHAN YAKAR önderliğinde örgütlenerek hem ceviz üretimini teşvik, hem de ürünün yerinde değerlendirilmesi amacı ile kurdukları tesiste ürettikleri Ceviz reçeli ve yöreye has ürünlerden elde edilen reçellerden ( kızılcık-ahlat reçeli ) örnekler sunarak farklı bir üretim çeşidi ile ziyaretçilerin ilgi odağı oldu.

.

 

 

 

 

 

 

TOHUM TAKAS ETKİNLİĞİ

 

8.Yayla Bağ Bozumu etkinliklerinin en ilgi çekici yanı ise bu yıl ilk defa düzenlenen Tohum-Takas etkinliği oldu. Pınarhisar Meslek Yüksek Okul Öğretim görevlisi Ali Çakır’ ın düzenlemiş olduğu etkinlikte Bulgaristan, Tayland ve Türkiye’ den katılan çiftçiler tohum takası gerçekleştirdi. Takas edilen tohumlar ile toprağın durumuna göre yeni tohumluklar denenmeye başlanacak olması tarımda bir yenilik olarak görülebilir.

 

Üzüm’ün Krallığı


 

 

TÜRK HALK MÜZİĞİ KONSERİ

 

Etkinliğin gece programında sahne alan Kırklareli Kent Konseyi Türk Halk Müziği korosu Rumeli Türkülerinden derlediği programı ile şef Reha Doğruöz’ ün yönetiminde muhteşem bir müzik ziyafeti verdi. Kadınlardan oluşan folklor ekibinin oynadığı Kırklareli folklorundan örnekler sergilenen gösterisi büyük beğeni kazandı.

 

SÜPRİZ MİSAFİR; ABD İstanbul Konsolosluğu Kültür Ateşesi

 

Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu ve Kent Konseyi Başkanı Seyfi Meriç’ in ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğin önemli misafirleri vardı. Kırklareli Vali Muavini başkanlığında bürokrasinin Tarım İl Müdürlüğü, Mahalli İdareler İl Müdürlüğü, Turizm İl Müdürlüğü gibi değerli temsilcileri etkinliğe katkı verdiler. Etkinliği bu yıl ilk defa ABD İstanbul Konsolosluğu Kültür Ataşesi katılarak farklılık yarattı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kırklareli halkı etkinlikler bitince yine eski moduna dönerek çay ve sohbet faslına geçti. Gece havanın serinlemesine rağmen çay keyfi ve eylül ayının yağmursuz son günlerinin keyfini çıkarmaya çalışanların sayısı bir hayli fazla idi. Kimse bu güzel eylül gecesinin bitmesini istemiyordu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KÖYLÜ VE ŞEHİRLİ KADIN ÜRETİCİLERİMİZİN EKONOMİYE ETKİSİ

 

 

Bütün bu gözlemlerimizden şunu fark ediyoruz ki eğer kadınlarımıza fırsat verilirse ekonomide, tarlada, hayvancılıkta, sanatta, kültürde ekonomik ve sosyal kalkınmamızda “ HORNDAL ETKİSİ” denilen bir kalkınma süreci yaşamamız mümkündür. Önceki sayılarımızda Yazarımız Bünyamin Çakır tarafından hazırlanan “Tarımda Kadın ÜRETİCİLERİN horndal etkisi “ inceleme yazısından konuyu hatırlayalım. ( Sarantalı Köylüm Gazetesi 61.sayı )

Kalkınma literatürüne Horndal Etkisi olarak geçen modele göre; İsveç’te Horndal Demir İşletmelerinde 15 yıllık bir süre içinde hiç yatırım yapılmadığı ve üretim yöntemlerinde  değişiklik olmadığı halde verimlilik sürekli artarak 15. yılda üretim miktarı % 30 oranında artmıştır. Bu Durum Ekonomi literatürüne Horndal Etkisi olarak geçmiştir

Horndal Etkisi olaylar şeklinde gözlenebilmektedir

“Yaparak öğrenme” kaynaklı Horndal Etkisi,  İşletmelerde zaman içinde işini iyi öğrenen tecrübeli çalışanların makine ve ekipmanları daha ustaca ve verimli olarak kullanılabilmesiyle meydana getirdikleri bir verimlilik artışıdır.

Türkiye’de Kadın Çiftçiler ile yapılacak sözleşmeli hayvancılık yetiştirme sistemi de    Türkiye hayvancılığında Horndal Etkisi gibi bir verimlilik artışı meydana getirecektir.

Çiftçi kadınlarla sözleşmeli hayvancılık ve sgk pirim desteği yapıldığında Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kırsal kesimde yaşayan kadınların ekonomik, sosyal ve kültürel yönden güçlendirilmesi çalışmalarında kanıta ve bilgiye dayalı politikaların da göstergesi olacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

23.EYLÜL.2016

SARANTALI  KÖYLÜM