Yazıklar Olsun

593
Ergin Kalınoğlu

Yıl 2000. Hükümet DSP,MHP,ANAP koalisyonu.
Başbakan Bülent ECEVİT.
O zamanlar hükümetin önemli konularından biride köyden kente göçlerin çok artmasıyla köy okullarında ki öğrenci sayılarının çok azalmasıydı.
Öyle ki bazı köylerde bu rakam üç-beş öğrenciye kadar düşmüştü.
Bu da Milli Eğitim bütçesini zorluyor, savurganlık oluyor diye eleştiriyorlardı.
Hükümet ne yapalım derken TAŞIMALI SİSTEM diye bir öneri gelir.
Buna göre üç-dört köyün ortasında ki bir köy okulu merkez olacak ve diğer köylerdeki çocuklar buraya minibüslerle taşıtılacaklar.
Bu sistem sayesinde de en az dört okul kapatılıp köy okullarından da büyük tasarruf sağlanacak. Sistem yaygınlaştırılmadan önce çok tuhaftır Kırklareli’nin üç köy okulunda uygulama yapılır.
Uygulama çok başarılı geçtiği söylenir. Hükümet de bunun üzerine karar alır, öğrenci sayısı az olan köy okullarında taşımalı eğitime geçilir.
Ve ardından yüzlerce KÖY OKULU kapatılır.
Oysa ki, köylerde cumhuriyet kurulduğundan beri muhtar, cami hocası ve öğretmenden kurulan bir denge vardır, o bozulur.
Öğretmenin görevi sadece köyde öğrencileri eğitmek değil ayni zamanda köylüyü de bilgilendirmekti.
Köylü köy kahvesinde imam, muhtar ve öğretmenin tartışmalarını dinleyerek doğruyu bulurdu.
İşte köy okulları kapatılınca köy imamlara teslim edildi. Sadece öğrencileri değil köy ve köylüde karanlığı gark oldu.
—***—
Yıl 2006 Kırklareli Hareketi Derneğindeyim. İki yıl süreli Başkanlığım döneminde arkadaşlarla birçok iş başarmanın keyfini yaşıyoruz.
En çok gururla hatırladıklarım;
-Önlüksüz çocuk kalmasın adı altında 550 çocuğa ayakkabı, pantolon mont gibi yardım yapmak,
-Üniversite öğrencilerine karşılıksız burs vermek.
-Kırklareli Üniversitesini istiyor adı altında 35.000 imzayı Milli Eğitim Bakanına vermek,
-Eski Yayla evlerini restore edip hayata kavuşturmak.(Bu proje kapsamında Papazın Evini satın alıp restore
etmek)
-Kapanan köy okullarına kütüphane yapıp eğitime katkıda bulunmak.

Bunlardan beni en çok heyecanlandıranların başında bu köy okullarına yapılacak kütüphanelerdi. Taşımalı eğitim ile köy okullarından öğretmenin bir bakıma atılması cumhuriyet tarihimizin belki en büyük hatası idi.
Biz de dernek olarak köy okullarına kütüphane kurmak için hazırlıklar yapmağa başladık. Çevredeki köy muhtarlarına haber verdik.
Dolhan Köyü Muhtarı Ahmet (soyadını hatırlayamıyorum) olumlu cevap yazdı.
Bizde Milli Eğitim Müdürlüğünden gerekli izni aldık.
Heyecanla işe başladık.
Okulda kütüphaneye ayrılan sınıfı yeniden boyadık. Zeminini laminat parke ile kapladık. Üyelerimizin katkısı ile 1200 kitap bağışladık. Ben de evimdeki kitaplarımdan, Çorlu’dan temin ettiğim dolap masa ve sandalyeleri getirdim.
23 Nisan 2006 Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramında törenle kütüphanemizi köylülerle mutluluk ve gururla açtık. Örnek olduk diye. Köyden çıkarılan öğretmenin yerine kitap koyduk diye.
—***—
Geçenler de Nihat Özge ve Aydın Karakoç, Kadıköy Belediyesi Gönüllüleri ile köylere kütüphaneler kuruyoruz deyince o günlere gidiverdim. Yıllar önce bizim yaptığımızın bu günlerde devam etmesinden sevinç duydum.
“Kitaplar için dolap lazım siz yardımcı olur musunuz?” dediklerinde hiç düşünmeden “Seve seve” dedim.
Bu ara da aklıma Dolhan Köyü kütüphanesi geldi. Sahi ne oldu? Kendi kendime de bunca yıl neden dolaşmadın diye de hayıflandım. Gittim gördüm.
Aşağıda siz de görün. En üzüntü verici de muhtar dahil kimsenin kütüphaneden haberi olmayışı.
SONUÇ…
YAZIKLAR OLSUN…