Yeni insan, yeni okul, yeni toplum Cumhuriyetin hedefidir

333

Cumhuriyeti kuranlar yeni insanın, yeni toplumun yeni okuldan çıkacağını düşünmüşlerdir.

Bu yeni insan ki, Prof.İsmail Hakkı Baltacıoğlu, bu yeni insana “YENİ ADAM” demiş, çıkardığı fikir ve eğitim dergisinin adını “YENİ ADAM” koymuştur. Yeni insan yeni okuldan çıkacaktır, onu eğitim yetiştirecektir. Eğitim buna göre programlanmış, Cumhuriyetin eğitim sistemi buna göre kurulmuştur. 1923 yılından 1950 yılına kadar bu sistemin öngördüğü “LAİK EĞİTİM” uygulanmıştır. Bu uygulamada, bu sistemde “EĞİTİM BİRLİĞİ” vardır.

Dünya’da eğitim sistemleri zaman içerisinde yerine oturur. Kısa vadede sistem değiştirilmez. Cumhuriyetin ilk eğitim sistemi bozulmadan 27 yıl uygulanmış, ondan sonra Türk eğitimi laik olmaktan, eğitim birliği yapısını taşımaktan çıkmış, bugüne dek yamalı bohçaya dönmüştür. Ve tabii doğal olarak YENİ İNSAN-YENİ TOPLUM  bu 27 yıllık okuldan çıkmamıştır. Bir başka anlamda, Türk insanı yarı Osmanlı, yarı Cumhuriyetçi olmuştur. Bu durumda toplumda bir sentez oluşmamıştır. Hatta gelişme, değişim gibi görünen olaylar cumhuriyeti ifade etmemiştir. Bugün, Türkiye’ de toplum Asyatik değerlere ve düşüncelere daha fazla yatkın görünmektedir. Yüzümüz batıya dönük, fakat aklımız doğuyu düşünmektedir. Bu yüzden Avrupa kapısını bize açmıyor ve demek istiyor ki; “benim kültürüm, benim standartlarıma sahip olmak istiyorsan benim ölçülerimi, benim dünyayı algılama biçimi mi kabul edeceksin”

Bir şeye benzetmek gerekiyorsa, Türkiye’nin bir ayağı Asya’ da, bir ayağı Avrupa’da. Osmanlı da böyleydi.Osmanlı Dev-leti’nin en sağlam ayağı Rumeli’de, bir ayağı Asya’da idi. Osmanlı önce Avrupa ayağını kaybetti, sonra Asya ayağını.

Gerçeği söylemek gerekirse halk ümmet kültüründen millet kültürüne geçiş yapmadıkça, kitap kültürüne sahip olmadıkça, eğitim seküler yapıyı da içermedikçe insanımızın düşüncesi Asyalı kalacaktır. Avrupa düşüncesini Avrupalı yapan akla ve bilime dayalı düşünce sistemidir. İşte Cumhuriyetin topluma indiremediği düşünce sistemi budur.

Peki, bundan sonra insanımızın geleneksel düşünme biçimi nasıl değişecektir? Gerek eğitim, gerek şartlar ve ortam bir düşünce değişikliğine hazır değildir. Hani eğitimde bir reform yapılmış olsa gelenekçi düşüncenin değişmesi yıllar alacaktır. Türkiye’nin bu kadar zamanı yoktur. Kaldı ki; toplumda hiç kimse düşüncesini değiştirmeye de hazır değildir. Gelenek duruma hakimdir.

Şuraya gelmek istiyorum.

Türkiye bir “DÜŞÜNCE İKLİMİ” yaratmak istiyorsa ki buna şiddetle ihtiyacı vardır, halkın eğitimine dönmek zorundadır. Halkımız eğitimsizdir. Eğitimsiz toplumla bir şey yapmak mümkün değildir. Unutmayalım ki Dünya bugün okuyor, eğitim yapıyor. Halkını okutuyor, okuyup öğrendiği bilgiyi kullanma imkanı yaratıyor. Çünkü “BİLGİ” kullanılmak içindir. Kullanılmayan bilgi süstür. Başa dönersek, Yeni İnsan, Yeni Toplum yine eğitimden, okuldan çıkacaktır. O halde OKUL, Türkiye için hayati bir kurumdur. Eğitimin, okulun gücüne inanmamız lazımdır. “Okuyup ta ne olacak?” demenin bir anlamı yoktur. Bir halk, özellikle Mustafa Kemal’in halkı, okuyan, dünyaya   gözlerini kapayamaz. Türk halkına “AYDINLIK”, “BİRAZ DAHA AYDINLIK” lazımdır. Bunun için de karanlıkların aydınlanmasını beklemeye gerek yoktur. Karanlığı biz aydınlatacağız, onu aydınlığa ihtiyacı olanlar yaşatacaklardır. Bilmem anlatabildik mi?

Türkiye cehalet sarmalından kurtulmak zorundadır.