Yok böyle bir adalet

“Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın
vicdan yarasına ne mazeretin davası
ne ilacın şifası
deva getirmiş.”
Hz.Mevlana

Eylül Ayı’ nın ilk haftası 2011-2012 Adli yıl açılışı ile başladı. Adalet Bakanlığı, Yargıtay Başkanlığı, Barolar ve ilgili diğer resmi kuruluşlar günün anlam ve önemini belirten konuşmaları ile gazete sayfaları ve televizyon ekranlarını doldurdular. Hepsi rutin açıklamalar idi. Ancak Yargıtay Başkanı’ nın yaptığı açıklama yargımızın acıklı durumunu gözler önüne serdi.

Yargıtay’ da onama bekleyen dava sayısı yüz binler ile ifade edilmeye başlandı. Yüz binlerce dava yıllarca süren mahkemeler sonucu bitmiş ve onanmak için Yargıtay’ a gitmiş. Yıllardır Yargıtay’da onanmak için bekleyen dava dosyalarına binlerce yeni dosya eklenmiş. Yargıtay Başkanı yaptığı açıklamada “ dava sayısının her geçen gün arttığını, önceki yıllar bir davaya ayrılan sürenin 5 dakika iken, bu yıl bu sürenin 2,5 dakikaya indiğini” söylüyor. Bu inişe veya çıkışa üzülelim mi, yoksa sevinelim mi? Bilemiyorum doğrusu. Bir mahkeme ve hakim yıllarca süren bir davayı, şahitleri ve belgeleri inceleyerek, tarafları dinleyerek, en kısa sürede 5-6 duruşmada ancak karara bağlıyor ve duruşma bitiyor. Taraflar, karardan memnun kalmazsa dosya yeniden incelenmek üzere Yargıtay’ a gidiyor. İşte burada süreç tıkanmaya başlıyor. Genelde davayı kaybeden taraf avukat’ ı müvekkilinin haklı olarak menfaatini düşünerek, nasıl olsa Yargıtay’ da yıllarca onama bekler ve bu geçen süreç, davanın zaman aşımı nedeniyle düşmesine sebep olacağı için, karardan memnun kalsa da kalmasa da sırf davayı uzatmak ve zaman aşımından yararlanmak için süreci Yargıtay’ a taşıyor. Genelde hep haklı çıkıyorlar. Zaman aşımı nedeniyle, dava düşmüştür, yeniden yargılamaya gerek yoktur vs vs… Şimdi burada kim haklı, kim haksız? Karşı taraf avukatı kanundaki boşluktan yararlanıyor haklı olarak. Peki ya haklı olanın hakkı ? Davayı kötü niyetle uzatan kişiler için zaman aşımı durdurulamaz mı ?

Olayda anlayamadığım bir eksiklik var. Eğer bir dava dosyası 5 veya bugün için 2,5 dakikada karara bağlanabiliyorsa, neden mahkemelerde yıllarca sürünüyor insanlar. Bunca şahit, ifade, belge, bilirkişi incelemesi sonucu verilen karar yanlış veya eksik ise, 5 dakikada nasıl doğru karar verilebiliyor? Eğer 5 dakikada karar verilebiliyor ise, yıllarca mahkemelere ne gerek var? Yargıtay üyelerinin önünde yüz binlerce dosya karar için beklerken ve Yargıtay üyeleri 5 ila 2,5 dakika bir dosyaya zaman ayırabiliyorken, ne işeri var, açılış kokteyleri, toplantıları veya Anıkabir ziyaretlerinde? Orada kaybettikleri süre içinde acaba kaç dosyanın karara bağlanması gerektiğini, kaç kişinin hayatının akışını değiştirdiğini düşünmüyorlar mı ? Eğer bir görev şu veya bu sebepten dolayı zamanında yerine getirilemiyorsa burada ki yanlışlık veya eksiklik acaba kimin? Anıtkabir ziyaretinde Atatürk kalkıp gelenlere sormaz mı acaba, ÇİĞİLTEPE’ yi yarım saat geç alan REŞAT ALBAY’ ın ne suçu vardı. Bence Anıtkabir’ e giden herkes öncelikle REŞAT ALBAY ve ÇİĞİLTEPE olayını iyice ve bir daha okumalı.

“Bir milletin hürriyeti
Adalet ve gelir dağılımından geçer
İkisinden biri yara almışsa eğer
O millet hürriyetini zehir olarak içer”
Şair Mülayim Tirfil