Yoksulluk belli bir seviyenin altında yaşamak demektir

159

Atalarımız “yoksulluk ateşten gömlektir” demişlerdir. Yoksulluk bir anlamda sosyal ve ekonomik yaşam düzeyinin altında veya sınırında hayatı sürüklemek demektir.

Ve tabii yoksulluğun sosyal ve ekonomik bir sorun olduğunu düşünmek gerekir. Fakat hemen ekleyelim ki yoksulluk bir kader değildir. Düzenin çarpık bir yanıdır. Her zaman için düzelme imkanı vardır. Yoksulluğu bir devlet sorunu olarak görmek gerekir. Çünkü dünya tarihinde birçok ülke fakirken zengin olmuştur. Bu devletle yoksul yurttaşların bir gayretin içerisinde olmalarına bağlıdır. Ancak önce yoksulluğun ne olduğunu tanımak gerekir. Öyle ya onun da bir başlama sınırı vardır. Yoksulluk nerede ve nasıl başlar, nasıl ortadan kalkar? Tanımı nedir?

Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü araştırma görevlisi Bülent İlik “Yoksulluğun genel belirleyicileri” açısından yoksulluğun tarihi gelişimi ve bugünkü boyutu da inceledi. “Yoksulluğun Mutlak Yoksulluk” araştırmada sınıflandırılan yoksulluğun  “Mutlak Yoksulluk” ve “Göreli Yoksulluk” olarak daha da belirginleştiği anlaşılmıştır. Mutlak yoksulluk en düşük yaşama standardına ulaşamamaktır. Bu tespit ve ifadenin altına kalın çizgi ile çiziktir. Göreli Yoksulluk, İşçi,köylü ve memurun yaşam standardıdır. Yani bu kesimin yaşam standardı yoksulluk sınırıdır. Bu durumda gelir dağılımı yoksullar aleyhine gelişme göstermektedir. Araştırmada yoksulluğun en kritik durumu 1980-1990 yılları arasında yaşanmıştır. Bu yıllarda Türkiye’ de gelir dağılımı en büyük bozulmaya maruz kalmıştır. Geniş yığınlar bu durumdan çok etkilenmişlerdir. Eşitsizlik çok artmıştır. Fakat bütün bu olumsuz koşullara rağmen yığınların yaşam standardının çok altında yaşamalarına karşın Türkiye’ de açlıktan ölüm olayı meydana gelmemiştir. Sokakta yaşayanlarda artış olmamıştır. Kamuoyu yoksulluk sınırında yaşayanlardan fazla bir feryadı figan duymamıştır.

Yoksulluğa getirilen standartları ilginç buldum. Ancak ilmi bir araştırma ve değerlendirme olduğu için bir şey söyleyecek durumda değiliz. Yoksulluk yoksulluktur. O ateşten bir gömlektir. Devletin görevi halkın yoksulluğunu kaldırmak, yaşanır şartları yaratmaktır.

Tarihte halkımız açlıktan çok yoksulluk yaşamıştır. Bize özgü bir yoksulluk kültürü oluşmuştur. Halk yoksulluk sözünden ziyade fukaralık sözünü kullanır. Fukaralık iliklerimize işlemiştir. Cephelerde birçok muharebeyi açlıktan kaybetmişizdir.

Amerikalı bilim adamları, mesela Oscar Vels, yoksulluğun halkta meydana getirdiği kültüre “Yoksulluk Kültürü” demiştir. Yoksulluk kültürü yoksulluğun insanlarda, toplumlarda oluşturduğu kendine özgü kültüre denmektedir. Bizim toplumumuzda bu katlar vardır ve yaşatılmaktadır. Tabii eskisi kadar derin izleri olan bir kültür değildir. Toplumlarda yoksulluk kültürünü yok edecek şey refahtır. Ancak bir toplumun haya-tında ferah yaratmak da kolay değildir. Bir ülkenin ferahı bilgi toplumu ve endüstri toplumu olmaya bağlıdır. Dünyada kaç endüstri ülkesi vardır. Şimdi biz ülkemize bir yer bulalım. İnsani gelişmişliğin, bilgi toplumu olmanın neresindeyiz? Hadi canım ende halkı aldatmayalım, yerimizde sayıyoruz. İşimiz hep alaturka.