Yunus Emre’nin Türklerin Eğitimi ve Kültürüne Katkıları

Yunus Emre Eskişehir Mihalıçcık ilçesi Sarıköylüdür.  1248-1320 tarihleri arasında yaşamıştır. Şiirlerinde Ben bir Garip Bencileyim, dese de garip değil zamanının en iyi eğitimini almış, okumuş, yazmış, dahi bir kişidir.

Pozitif eğitimlerle  aldığı bilgilerle yetinmemiş,  tasavvuf yoluna girmiştir. Kendi ifadesi ile  Taptuk’un Tapusuna  tapulanmış,  çiğ iken pişmiş yetişmiştir.

Araştırmacı Yazar Nazif Karaçam’ın tanımı ile Yunus Emre  Anadolu’nun parlayan dehasıdır. Türk’ün sağduyusudur.  Eğitimle ve bilgi ile güçlenmiş ileri görüş ve anlayış örneğidir.

Yunus Emre’nin Sarıköy’ deki mezarı açılmış, çıkan kafatasına göre; Uzmanlar Yunus Emre’nin dahi bir adam olduğunu, iskeletin takriben altı asırdan önceye ve seksen yaşlarında ölmüş bir adama ait olduğunu söylemiş ve eski rivayetlerin gerçek olduğu ortaya çıkmıştır. (1)

Yunus Emre Türkçecidir:

Yunus Emre ; Türk’lere Türkçe hitap eden Türkçeci bir Türk büyüğüdür.  En güç şeyleri bile duru bir Türkçe ile anlatabilmiş Türk Eğitim ve Kültür hayatına büyük katkıları olmuştur.

Karamanoğlu Mehmet Bey’in 1277 yılında Türkçe Fermanı yayınlamasına öncülük eden zamanın etkin kişileri arsında sayılmaktadır.

Yunus, Halka matahlarını Türkçe satmıştır. Kendi deyimi ile “Yükü tuz değil cevherdir”

Yunus Emre; Arapça “Allah, cennet, cehennem, aşk, ilim, mest, şarap, günah, mücrim, tevazu, veli, evliya, vahdet, şirk, Azrail, hisap, tekebbür, gassal, ümit, fayda, pend”  gibi kelimeleri kullanmakla beraber, Türkçeleri olan “Tanrı ve Çalap, uçmak, tamu,  sevi, bili, esrik, sücü, yazık, yazıklı ve eksikli, aşağılık, eren, erenler, birlik, ikilik, can alıcı, soru, ululanmak, yuyucu, umu, ası, öğüt kelimelerini çokça kullanmıştır.(2)

Yunus’tan önce ve sonraki şairler ve yazarlar Türkçe kelimeleri bırakmışlar Arapça ve Farsça kelime ve  terkipleri klişe halinde bol bol kullanmışlar.  Türeme bir dil ile küçük bir zümreye hitap etmişken, Yunus Emre Türk’e  Türk diliyle ve hece vezniyle hitap etmiştir.

Miskin adem oğlanını benzetmişler ekinciye,
Kimi biter, kimi yiter yere tohum saçmış gibi.

Şiirinde ifade ettiği gibi çoğu kişi ve ese  yitip kaybolmuştur.  Ama Türkçeci Yunus ve söylemleri ölümsüz olmuştur.

Tanzimat, Servet-i Fünun,  Fecri  ati gibi edebiyat akımları  Türkçe olmayan dil ve terkipleri  nedeniyle halk tarafından benimsenmemiş, sadece  türeme zümrelere hitap edebilmiştir.

Yunus Emre Dört Kutsal Kitabı Manada Bir Saymıştır:

Ben gelmedim dava için,
Benim işim, sevgi için.

Diyerek, din tamamlanınca sevginin doğacağını işaret etmiştir. Hiçbir din ve mensubunu incitici bir düşünce ileri sürmemiştir.

Yetmiş iki millete kurban ol aşık isen,
Ta  aşıklar safında iman olasın aşık.

Diyerek , Yetmiş iki milleti bir görmüştür.

Tevrat ile İncili, Furkan ile Zeburu,
Bunlardaki Beyanı Cümle vücutta bulduk.

Diyerek, Eğer varsa dört kitabın manasının bu olduğunu söylemiştir. Dinsel ve Irksal hoşgörüsüzlüğü  eksiklik saymıştır. 1948 yılında yayınlanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde ki temenni ve insani yükümlülükleri (3) 650 yıl önce Türkçe ifade etmiştir.

Yunus Emre’nin düşünce ve öğretileri anlaşılınca 1991 yılı Birleşmiş Milletler tarafından “Yunus Emre Sevgi ve Barış Yılı” ilan edilmiştir.

Yunus Emre Hakikat Mertebesine Erişmiş Bir Dahidir:

Şer ile hakikatın vasfını diyem sana,
Şeriat bir gemidir, hakikat deryasıdır.
Bundan içeri haber, işit, söyleyim ey yar;
Hakikat’ın kafiri, şer’ in evliyasıdır.
Bir başka şiirinde;
Hakikat bir denizdir, şeriattır gemisi,
Çoklar girdi gemiye denize dalmadılar.
Şeriat oğlanları bahsedip dava kılar,
Hakikat erenleri davaya kalmadılar.

Bir başka şiirinde;

Şeriat oğlanları nasıl yol keser bana,
Hakikat denizinde bahri oldum yüzerim.

Sözleri ile tasavvufun en yüksek kademesi hakikat mertebesini halkın anlayacağı duru bir dil ile ifade etmiştir.

Yunus Emre Milli Ahlak ve Terbiye  öğretisinin öğretmenidir:

Yunus Emre, Türk Efendilik felsefesinin, Türk Milli Ahlak ve Terbiye anlayışının öğretmenidir. Yüzyıllardır onun öğretileri ve kolay sözleri Türk anne, baba ve öğretmenler tarafından çocuklara ve öğrencilere sözlü ve şiirli aktarılmaktadır. Yunus, Türk Milli Ahlak ve Terbiye eğitiminin, güzel ve yumuşak konuşmanın, Efendilik Felsefesine dönüşmesini sağlayan kaynaklardan olmuştur.  Bu haliyle antik çağdaki  Atina Eğitim Sistemindeki; Centilmenlik eğitiminin, Türk Eğitim sistemindeki karşılığı olmuştur.

Miskinlik ile gelsin, kimde erlik var ise,
Merdivenden iterler, yüksekten bakar ise
Gönül yüksekte gezer, daima yoldan azar,
Dış yüzüne o sızar, içinde ne var ise.
Ak sakallı bir koca, hiç bilmez ki hal nice,
Emek yemesin hacca, bir gönül yıkar ise

Ayrı bir şiirinde;

İlim,  ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir,
Sen kendini bilmez isen, bu nice okumaktır.

Gibi öğretiler ile, insanın ”Kendini Tanı”masını, anlayışlı,  kibar,  alçak gönüllü, efendi, ve hak bilir olmasını söyler.

Yunus Emre’ ye göre Eğitim insanı Temizleyen Bir Od (Ateş) dur. Öğretmen ve Okul Kutsal bir Ocaktır:

Eğitimin,  insanı yakışıksız şeylerden temizleyen bir ateş, Okul ve öğretmenin kutsal bir ocak olduğunu söyler.

Bir bağ ki viran ola, içi dikenle dola,
Ayıklamak neylesin od (ateş) ile yakmayınca.
Issızlıkta kalma sen, od’unu söndürme sen,
Od’u nerden bulasın ocağa varmayınca.

Diyerek; eğitimsiz ve ışıksız kalmamak için okul ve öğretmenin kutsal ocağını işaret eder.

Karanlık dünler olsa, yollar hiç eğlenmese,
Kılavuzum er olsa ben ne için azarım.

Diyerek iyi öğretmenin en iyi kılavuz olduğunu,  söyler.

Kuru idik yaş olduk, ayak idik baş olduk,
Kanatlandık kuş olduk, uçtuk elhamdülillah.
Beri gel barışalım, yad isen bilişelim,
Atımız eyerlendi, eştik elhamdülillah.
Dirfilli pınar olduk, irkildik ırmak olduk,
Aktık denize dolduk taştık elhadülillah.
Taptuk’un tapusunda, kul olduk kapısında,
Yunus miskin çiğ idik,  piştik elhamdülillah.
Vardığımız illere, şol safa gönüllere,
Baba Tapduk manasın saçtık Elhamdülillah.

Eğitimin ve Öğretmenin önemini  ifade eder.

Yusuf Hashacip’in  1060 yılında yazdığı Kutadgu Bilig isimli eserinde, eğitimsiz insanı “bir avuç balçık” olarak nitelendirirken, 200 yıl sonra yaşayan Yunus Emre; eğitimsiz kalmış insanı “kuru odun, ham ve pişmemiş varlık”,  “bir kuru ekmek” olarak  nitelendirmektedir.

(1) Gölpınarlı, Abdulbaki-Türk ve Dünya Klasikleri Yunus Emre sf.15
(2) Age sf 17
(3) BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi; Gençlerin Dinsel ve Irksal Hoşgörü ile Yetiştirilmesi Sözleşmesi