ZEYTİN KÜLTÜ VE KÜLTÜRÜ-Prof.Dr.Ünal Asan

ARKEOPERA CUMARTESİ SOHBETLERİ

“Arkeopera bir kitapevinden daha fazlası.”

 

 

 

 

 

 

Arkeopera Cumartesi sohbetlerinin bu hafta konuğu Prof.Dr.Ünal Asan ve konusu ZEYTİN KÜLTÜ VE KÜLTÜRÜ oldu. Zeytin’ i kahvaltı sofralarımızın olmazsa olmazı, yağını ise yemeklerimizin özel bir lezzeti olarak biliriz. Ancak zeytin’ in kutsallaşmış hikayelerini ve kutsal kitaplardaki mitolojik öykülerini ilgimizi çekmediğinden bilmek istemeyiz veya fazla okumaya zamanımız olmaz.

zeytin, refahın ve bolluğun sembolüdür. tüm kutsal kitaplarda zeytin ağacı ; kutsallığın, bolluğun, adaletin, sağlığın, gururun, zaferin, refahın, bilgeliğin, aklın, arınmanın ve yeniden doğuşun, kısaca insanlık için en önemli erdem ve değerlerin sembolüdür

 

 

Prof.Dr.Ünal Asan bu hafta bizi zeytin’ in gizemli dünyasına götürdü ve mitolojideki öyküler ile süslediği sunumunda zeytin’ i bir başka tanıttı.

Zeytin, dört kutsal kitapta da yer almış ve Kutsal kitaplarda çeşitli efsaneler ile anlatılmıştır. Zeytin, Anadolu mutfak kültüründe  bir çok alanda kullanılmaktadır… Zeytin tüm dinlerde, bereket, barış, akıl, uzun ömür ve olgunluk gibi simgesel anlamları taşımaktadır. Günümüzde yapılan bilimsel çalışmalarda zeytin ve zeytinyağının sağlık üzerindeki olumlu katkıları olduğu ispatlanmıştır.

Zeytin’ i her ne kadar Yunan mitolojisinde yazlı olan efsaneler ile tanıyor olsak ta anavatanı’ nın Anadolu olduğu hakkında bilgiler vardır.

 

 

. Batı’da kullanılan “olive” sözcüğünün kökeni olan “ela” sözcüğünün temelinde ise eski bir Anadolu halkı olan Luwiler’in etkisi büyüktür. Luwiler zeytine “ela” diyorlardı. Bugünkü Aliağa Körfezi’nin bulunduğu yere antik çağda “Elaeia Körfezi” yani Zeytindağı Körfezi deniliyordu.

Zeytin hakkında internet sitelerinden elde ettiğimiz bazı kısa bilgilerde zeytin hakkında ilginç bilgilere rastlamaktayız.

 

.1- Zeytin ile ilgili çeşitli efsanelerin olduğu antik yunan uygarlığında, zeytin ağacı kutsal kabul edildiğinden zeytin yetiştirme ve toplama işini elini karşı cinse sürmemeye yemin etmiş bakire genç kız ve erkeklerden başkasının yapması yasaktı.  2- Tanrıların çocuklarının zeytin ağacı altında doğduğuna inanan Yunanlılar tanrı heykellerini sadece mermerden değil, zeytin ağacından da yapmışlardır (Ünsal, 2007: 20).

3- Antik çağda zeytin, olimpiyatlarda, sporculara başarılarından dolayı zeytin dalından bir taç takılması ve zeytinyağı hediye edildiği bilinmektedir.

4- Romalılarda ise, ülkelerinin kurucusu Romüs ve Romülüs’ün bir zeytin ağacının altında doğduğuna inanılırdı. Diplomatlar yeni bir ülkeye gittiklerinde, ellerinde zeytin dalı ile barış için geldiklerini göstermişlerdir (Atilla, 2003: 17)

5- Kıbrıs’ta noelden bir gün öncesinde, sabahın erken saatlerinde çocuklar kiliseye zeytin dalları getirtir, zeytin dalları ve yapraklarıyla kilise süslenirdi. Gün ağarana kadar kilisede zeytinyağı tütsülenir ve törenden sonra evlerine gidenler bu dallardan götürürdü. Bu dalların onları kutsayıp nazardan koruduğuna inanırlardı (Haji-Costa, 1944: 107)

6- Uzun yolculuğa çıkanlar tabanlarına yara olmasın diye zeytinyağı sürmüş, güreşçiler ve koşucular ise yarışma öncesi adalelerini yumuşatmak için zeytinyağı kullanmıştır. (Ünsal, 2007: 25-46).

7-Zeytinyağı kaynar suya damlatılıp içilerek mide hastalıklarının tedavisinde kullanılmış, yılanların eve girmesini önlemek amacıyla zeytin keseler içinde evlere asılmıştır (Fogg, 19)

Bu tür örnekleri çoğaltmak mümkün. Daha detaylı bilgileri merak edenler internet sitelerini ziyaret edebilir.

 

 

Zeytin hakkında anlatılan bazı mitolojik hikayelere değinmeden olmaz elbette. Kıbrıs’ ta anlatılan bir efsaneye göre Romalı askerler Hz.İsa’ yı yakalamak için peşine düşerler. Hz.İsa bir zeytin ağacına çıkar ve saklanır. Zeytin ağacı Hz.İsa’ yı askerlerden saklar ve Hz. İsa zeytin ağacını şöyle kutsar “ Seni diken insan bin yıl yaşasın. Yaprakların yakıldığı zaman çıkan duman insanları tüm kötülüklerden korusun. Sahibini zengin et “ Hz.İsa’ yı koruyan zeytin ağacı bin yıldır yaşamakta ama, Hz.İsa yine bir zeytin bahçesinde bir insanın, hem de en yakınındaki, ihaneti ile yakalanmış ve bildiğimiz gibi çarmıha gerilmişti. Hz.İsa o zeytin ağacını kutsamadı belki ama, yakalandığı bahçedeki zeytin ağacının hala yaşadığı ve iki bin yıllık olduğu söyleniyor.

Eski yunan mitolojisinde kurulan her şehrin bir hikayesi ve koruyucu tanrısı oluyormuş. Atina şehri kurulduğunda tanrılar arasında rekabet başlamış. Athena ile Posaeidon kıyasıya yarışa girmişler.

İnternet sayfasından aldığımız bilgiyi gelin birlikte okuyalım ve efsaneler dünyasında gezinelim.

 

 

 

Antik Yunan mitolojisine göre tanrıların armağanı olan üç şey olmadan Yunan mutfağı düşünülemezdi: Tahıl, şarap ve zeytin. Tahıl, tanrıça Demeter’in; Şarap, tanrı Dionysos’un ve zeytin, tanrıça Athena’nın insanlara armağanıydı (Freedman, 2008:73). Antik Yunan’da Athena (Roma’da Minerva) olarak bilinen tanrıçanın sembolleri arasında zeytin dalı bulunmaktadır (Can, 1994: 19). Mitolojiye göre Kekrops’un kurduğu Atina kentine Athena’nın isminin verilmesi iki tanrı arasında geçen bir yarışmanın sonucudur. “Poseidon ve Athena yeni kurulan şehre kendi adlarının verilmesini istemektedirler. Zeus’’un çözümü ise hangisi insanlığa daha elverişli ve daha faydalı bir iş yapabilirse Kekrops’un kurduğu şehre onun adı verilecektir. Poseidon üç dişli yaba ile deniz kenarındaki kayaya hızla vurur, azgın bir at çıkar ve kişneyerek kaçar. Sıra Athena’ya gelince o elindeki mızrağını yavaşça yere dokundurur ve dalları meyvelerle dolu gümüş renkli zeytin ağacı çıkar”. Buradaki simgeselliğin iki anlamı vardır: Birincisi savaş arabalarını çekecek olan atın hiçbir zaman zeytin ağacı kadar faydalı olamayacağı, ikincisi ise barışın simgesi olan zeytinin, savaşın simgesi olan ata üstün gelmesidir. İnsanlar için barış savaştan daha hayırlıydı bu nedenle yarışma sonucunu belirlemek için katılan diğer tanrılar Athena’yı alkışladılar ve şehre onun ismini verdiler (Can, 1994: 48)

 

 

 

 

 

GÖZÜNÜN YAĞINI YİYEYİM…

 

Halk arasında kullanılan bir deyimdir. Hep merak etmişimdir, neden kullanılır diye. “Gözünün yağını yiyeyim” diye yalvaran bir insan bana hep itici gelmiştir, meğer öyle değilmiş hikaye. Efsaneye göre zeytin yağı “ işkence gören insanların göz yaşı imiş”. Hadi çıkın işin içinden bakalım. Biz işkenceyi ve işkencecileri son 50 yıllık tarihimizde çok iyi tanıdığımız için işkence çeken insanların nasıl acılar yaşadığına tanık olduk. Onların akıttığı gözyaşı hiçbir gözyaşına benzemiyordu. “ Gözünün yağını yiyeyim” diyenler acaba bu mitolojik öyküyü bilerek mi konuşuyordu, işte orasını bilmiyorum. Bilip konuşanları saygı ile karşılıyorum.

Zeytin ağacı sırf bu yağının değerinden vazgeçemediği için Krallık tacından olmuş. Ağaçların Kralı olması teklifini kabul etmemiş ve krallığı KARA ÇALI’ ya bırakmış. İşte bir başka mitolojik efsane ;

 

Hâkimler Kitabı’nda geçen bir öykü, ağaçların kendilerine kral seçmek için ilk olarak zeytin ağacına başvurduklarından bahseder: “Vaktiyle ağaçlar, kendilerine kral meshetmek için gittiler; ve zeytin ağacına dediler: Bize kral ol. Ve zeytin ağacı onlara dedi: Allah’ın ve insanın bende sena ettikleri (övdükleri) yağımı bırakayım ve ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?” Zeytin ağacından “hayır” yanıtını alan ağaçlar, daha sonra incir ve asmaya giderler. Ancak incir ve asma da, aynı gerekçeyle kral olmayı reddederler. Hâkimler Kitabı’ndaki öyküden, ağaçların kendilerine kral olarak “kara çalıyı” seçtiklerini ve kara çalının da krallığı kabul ettiğini öğreniriz.

 

 

 

 

Zeytin hakkında gerek kutsal kitaplarda, gerekse mitolojide bu kadar çok bilgiler bulunmasına ve faydaları sayılamayacak kadar çok olmasına rağmen bizim zeytin’ e bakış açımız ne durumda acaba. Merak ettik son 50 yıllık gelişmelerde zeytin’ e büyük haksızlık yapmışız. Hadi Yunan mitolojisini bilmiyor ve okumuyoruz, Hz.İsa ve Musa’ yı da okumuyoruz da Kur’ anı Kerim i hani çok okuyorduk Kuran da 4 surede 6 kez zeytinden bahsedildiğini de mi bilmiyorduk. Hocalarımız, İmamlarımız bize zeytin hakkında bilgi vermedi ama, zeytin ticareti ile ilgilenenler zeytin’ i kötülemek için her türlü kötülüğü yaptı. Zeytinyağı’ na makine yağı karıştırarak ihraç etmeye çalışanlar zeytinciliğimize ne kadar büyük kötülük yaptıklarının farkına nasıl varamadılar. Ismarlama Türküler ile yıllarca zeytin ve zeytinyağından uzak durduk. Radyolarda söylenen bir türküyü hiç unutamadık. “ZEYTİNYAĞLI YİYEMEM AMAN…BASMA FİSTAN GİYEMEM AMAN”

Zeytin’ i tanıma ve sevme zamanıdır. Çünkü zeytin    ; kutsallığın, bolluğun, adaletin, sağlığın, gururun, zaferin, refahın, bilgeliğin, aklın, arınmanın ve yeniden doğuşun, kısaca insanlık için en önemli erdem ve değerlerin sembolüdür

 

Zeytin konusunu gündeme getirip, bizlere yeniden hatırlattığı için Prof.Dr. Ünal Asan’ a teşekkür ederiz.

 

Sarantalı Köylüm

 

Mustafa Karaca

 

 

 

İlim ve bilim’ in adresi olan Kuran-ı Kerim’de zeytin kelimesi 4 Surede 6 kez geçer. (Tin Suresi, Nur suresi, En’am suresi, Nahl Suresi) Tin Suresi; “İncire ve Zeytine ant olsun” diye başlar.

 

 

وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ

Vet tîni vez zeytuni.

İncire ve zeytine andolsun.

1. ve : andolsun

2. et tîni : incir

3. ve : ve

4. ez zeytûni : zeytin

AÇIKLAMA

 

Bismillâhirrahmânirrahîm

4. âyetteki insanın yaratılışı ile ilgili olarak,

 

Sayın Onk. Dr. Nur Bâki Hoca:

 

1- İncir için spermleri, zeytin için de yumurta hücresini temsil ettiğini söylemekte ve sperm hücresinin, yumurta hücresine oranı, incir çekirdeğinin zeytin çekirdeğine oranına eşittir.

 

2- Turi sînîn’in, döllenmiş yumurtanın bağlandığı özel tüylü tepecik ve emin beldenin de rahim olduğunu ifade etmekte.

 

3- Ve de “Zeytin ‘Kâbe’yi’, incir de ‘Peygamber Efendimiz (S.A.V) ümmetini’ temsil ediyor.” da demekte.

 

4- Ve de “İnsan vücudu incir gibi çokluk sırrını, ruhumuz zeytin gibi teklik sırrını taşır.” da demekte.

 

Ayrıca,

* “Zeytin vahdeti (tek oluşu), incir kesreti (çokluğu, tüm varlıkları) temsil eder.” de denilmekte.

 

 

Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, herşeyi bilendir. (Nur Suresi, 35)

 

EN’AM-99 için 40 meâl bulundu. Ömer Nasuhi Bilmen (6/EN’ÂM-99: Ve o Hâlik-ı Kâdir’dir ki, gökten su indirmiştir. Sonra o su ile herşeyin nebatını çıkardık, sonra ondan da yeşil fidanlar çıkarıverdik. Fidanlardan biribiri üzerine binmiş başaklar çıkarıyoruz. Ve hurma ağacından, onun tomurcuğundan da yakın salkımlar çıkardık. Ve üzüm bahçeleri ve biribirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve nar çıkardık. Bakınız! Herbirinin meyve verdiği vakit meyvesine ve kemale erişine. Şüphe yok ki, bunda imân eder olan bir kavim için birçok âyetler vardır.)